Modern zamanların Ümmet-i Muhammed olarak önümüze koyduğu belki de en önemli gerçek, küresel dünya karşısında almamız gereken tavrın ne olduğunu kararlaştırırken kaygan bir zeminde hareket ediyor oluşumuz. Vakıayı, yani bize dayatılanı elsiz ayaksız kabul edip, durumu kurtarıcı izahlar üretmek mi, yoksa daha küllî olanın, bu durumdan kurtulmanın yollarını aramaya dönük çabaları teşvik etmek mi? Herkes/im duruma getirdiği açıklamayı merkeze alarak konum belirliyor ve çözüm üretme adına tutturduğu yolu idealize ediyor.
Bu çerçevede yapılması gereken, küresel dayatmalar karşısında sisteme … Devamını Oku
Misyonerlik: Devam…
Dünyabülteni.net’te yer alan bir habere göre Afganistan İslam Konseyi, ülkede “yardım kuruşlu” adı altında faaliyet gösteren misyoner örgütlere dikkat çekmiş ve Karzaî’den bu örgütlerin faaliyetlerini durdurmasın istemiş. Bu durumun devam etmesinin ülke için ciddi bir tehlike oluşturacağına vurgu yapmış.
İslamî tebliğ ile misyonerlik faaliyetleri arasında bir fark bulunmadığını söyleyen çokbilmiş müslümanlara misyonerliğin uyguladığı yöntemlerin ahlakî zeminini sormanın tam sırası… “Biz onlara tebliğ yapıyoruz, onlar da bize misyonerlik yapsın, ne fark var?” diyenler insanların özellikle maddî zaaflarından istifade etmenin … Devamını Oku
Abdest Ayeti ve Ayakların Yıkanması
Soru
Kur’an-ı Kerim’de Maide suresi 6. ayette ayakların yıkanması mı, yoksa mesh edilmesi mi emrediliyor?
Kur’an-ı Kerim’in ilk nazil olan ayeti hangisidir; nerede ve miladi olarak ne zaman nazil olmuştur? Son nazil olan ayet hangisidir; nerede ve miladi olarak ne zaman nazil olmuştur?
Cuma suresinde “namaza çağırıldığınız zaman” ayetinde “çağırıldığınız” ile ne kastediliyor? O zaman ezan var mıydı?
Tevrat ve İncil kitap halinde mi nazil oldu? Bunları Yahudiler ve Hıristiyanlar mı tahrif etti? Kur’an’ı koruyan Allah (c.c) –haşa– onları niye korumadı? … Devamını Oku
Din Tasavvurları
“Din niçin vardır?” sorusuna farklı kesimlerden farklı cevaplar almak normal. İnançsız birisinin bu soruya vereceği cevap, “dinin bir evrimleşme süreci meselesi olduğu, “ilkel insan”dan “gelişmiş insan”a doğru gidildikçe dinin de önemini yitirdiği” tarzındadır. Bu cevap tarzının, biyolojik Darvinzm’den sosyal Darvinmz’e uzanan bir çizgide şekillenmiş bilinç durumunun semeresi/tabii sonucu olduğu açık.
Bir Müslüman için ise din, varoluşun tek izahı, anlamı ve varlığın layıkı veçhile devamının tek geçerli zeminidir. Allah’a aittir ve insan ona teslim olduğu, öğretilerine gönülden bağlandığı ölçüde … Devamını Oku
Tevatürü Hafife Almak
Zaman zaman gençlerin bilhassa itikadi konularda serbestçe sarf-ı kelam ettiği konusunda mailler alıyorum. İnternetteki kimi forumlarda tevatürle sabit bir takım meselelerin inkârı söz konusu oluyormuş. Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmanın getirdiği önemli bir tehlike bu.
Hz. İsa (a.s)’ın nüzulü, kabir azabı ve benzeri meseleler hakkında genellikle şu tarz değerlendirmeler yapılıyor: “Bu meseleler Kur’an’da geçmiyor, bazı hadislerde yer alıyor. Ama hadis Kur’an’a aykırı olamaz. Dolayısıyla bu konulardaki hadisler uydurmadır.” Ya da, “Evet, bu konuda bazı hadisler var, ama … Devamını Oku
Cehennem Hayatının Ebediliği Tartışması
Soru
“Cennet ve cehennem hayatının ebediliği, Kur’an, Sünnet ve İcma ile sabit zarurat-ı diniyyedendir. Konuyla ilgili ayet ve hadisler burada zikredilemeyecek kadar fazladır. Ümmet seleften halefe bu itikat üzere icma edegelmiştir. İbn Hazm, “Merâtibu’l-İcma”da cennet ve cehennemin ebedî olduğu konusunda icma edildiğini ve bu icmaa muhalefet edenlerin küfründe icma bulunduğunu söyler. (E. Sifil, Milli Gazete, 24 Temmuz 2004).” Cehennemin ebediliği konusundaki bu yazınız için şöyle söylendi:
“Kuran’daki bir ayeti inkar etmek elbette küfürdür. Ancak burada Hadi’l-Ervah’da Hz. Ali, Hz. … Devamını Oku
“Rıhle”
Daru’l-Hikme yeni bir faaliyetle karşınızda. Kâh projeleriyle, kâh gerçekleştirdiği ses getirici söyleşilerle gündeminize girdi bugüne kadar. Kimi zaman sahasında otorite kabul edilen isimlere yönelik sıkı eleştiriler okuduk sitesinde, kimi zaman İslam Dünyası’ndan muhtelif isimleri taşıdı ilmî gündemimize.
Şimdi farklı bir heyecan içindeyiz.
Başlığı tırnak içinde vermemin sebebi, onun bir “dergi” ismi olmasından. Evet Allah izin verirse Daru’l-Hikme, “Rıhle” adını verdiği bir dergiyle Ocak ayından itibaren ilim ve hikmet yolculuğunu taçlandırmış olacak. Bilhassa Hadis alimlerinin, farklı beldelerdeki Hadis üstadlarını dolaşıp … Devamını Oku
Çarpılma Mı, Çarpıtma Mı?
Modernite, ma’rufu münker, münkeri ma’ruf olarak tanımlayan, yani değer yargılarını tepe taklak eden bir olgu. Modern insan da gerçeğe şaşı bakmakla malul tabii olarak.
Bu süreçte “Mevlana yılı” gibi bir durum söz konusu olduğunda, –İslam’ın küresel tehdit konumuna yerleştirildiği vakıasından hareketle– Türkiye’nin ve İslamî değerlerin dünyaya tanıtımına vesile teşkil ettiğini düşünerek buna sevinmeli miyiz? Yoksa olup biteni, ya da en azından bu durumun bize maliyetini anlamak adına biraz kuşkucu davranmak daha mı evla?
“İnsan Hakları” Üzerine
10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla bu yazıyı –geç de olsa– “insan hakları” kavramına tahsis edeceğim.
Doğum yeri olan Batı’da bu kavramın ortaya çıkışı ve kat ettiği aşamalar ilgi çekicidir. Ancak burada üzerinde durmak istediğim husus daha önemli: İnsan hakları kavramını, sosyokültürel ve tarihsel arka planı, muhtevası ve bugün hangi amaçlara hizmet ettiği gibi hususları göz ardı ederek “İslamîleştirmek”, günümüz müslümanlarının yaygın davranış kodu haline gelmiş bulunuyor. “Hak talep etme” konumunda bulunanlar için insan haklarına dayalı bir söylem, … Devamını Oku
İmam-ı Rabbânî ve Şeytan Ayetleri
Soru
Makaleler bölümünde Fazlur Rahman’ın “Garanik hadisesi” konusunu işlerken şu iki hatasını anlatıyorsunuz:
“İslamî gelenek” dediği Hadis, Tefsir ve Tarih kitaplarının hiçbirisinde, müşriklerin putlarının (Lat, Menat ve Uzza) övüldüğü cümlelerin Kur’an ayeti olduğu ve sonradan başka ayetlerle nesh edilip değiştirildiği söylenmemiştir. Hatta bu cümlelerin Kur’an ayeti olması bir yana, Hz. Peygamber (s.a.v)’in ağzından çıktıklarını ifade eden güvenilir bir tek rivayet dahi mevcut değildir. Bu, İslamî geleneğe yapılmış büyük bir iftiradır!
Kur’an açısından bakıldığında böyle bir olayın mümkün ve vaki olduğu … Devamını Oku
