Cemaat Psikolojisi, Cariyeliğin Mahiyeti-3

Ebubekir Sifil2010, 2010 Yılı, Gazete Yazıları, Mayıs 2010, Mayıs Ayı 2010 OS, Okuyucu SorularıBir Yorum Yazınız

Bir önceki yazıyı, iki türlü cariyelik statüsü olduğunu, bunlardan birincisinin “hizmetçi cariyelik” olduğunu belirterek bitirmiştik. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz hocanın ifadesiyle “İslam Hukukundaki cariyelerin çoğunluğu asrımızdaki işçi kadınlar veya evlere gelen hizmetçi kadınlar gibidirler. Değişen sadece isimleridir. Yani her cariye ile illa da karı koca münasebeti akla gelmemelidir. Başkalarının hanımı bulunan veya sadece efendisinin evindeki hizmetleri görmekle mükellef olan cariyelerin … Devamını Oku

Cemaat Psikolojisi, Cariyeliğin Mahiyeti-2

Ebubekir Sifil2010, 2010 Yılı, Gazete Yazıları, Mayıs 2010, Mayıs Ayı 2010 OS, Okuyucu SorularıBir Yorum Yazınız

Cariyelik ve kölelik meselesi, modern zamanlarda adeta bir utanç vesilesi gibi karşılanan hususların başında geliyor. Müslümanlar kendi inançlarından, kaynaklarından, geçmişlerinden… hasılı “kimliklerinden” öylesine uzaklaştırılmış, öylesine yabancılaştırılmış durumda ki, herhangi bir “çağdaş” mahfil tarafından tenkit bağlamında gündeme getirilen herhangi İslamî bir meseleyi refleksif olarak “geçmişi suçlama” psikolojisiyle karşılıyoruz! İnsaflı gayrimüslimlerin gösterdiği sağduyu ve tarafsızlığı biz kendi geçmişimize ve kimlik unsurlarımıza gösteremiyoruz. … Devamını Oku

Cemaat Psikolojisi, Cariyeliğin Mahiyeti-1

Ebubekir Sifil2010, 2010 Yılı, Gazete Yazıları, Mayıs 2010, Mayıs Ayı 2010 OS, Okuyucu SorularıBir Yorum Yazınız

Soru “İslam’da cariye sistemi nasıldır? Milli Gazete’de yayınlanan bir yazıda “Hürrem Sultan bir cariyedir, çocuk doğurunca hürriyete kavuştu, cariyelikten çıkıp zevce ünvanını aldı…” denmişti. Cariye köle midir? Köle ise konumu nasıl oluyor? Hürrem Sultan cariye iken doğan çocuğu Kanuni Sultan’dan oluyorsa Kanuni’nin eşi oluyordur o zaman. Öyleyse neden cariye diye anılıyor? Bir adamın cariyesi kendi eşinden farklı mıdır? Öyle ise … Devamını Oku

Namazda Ayakların Durumu-2

Ebubekir Sifil2010, 2010 Yılı, Gazete Yazıları, Mayıs 2010, Mayıs Ayı 2010 OS, Okuyucu SorularıBir Yorum Yazınız

Namazda ayakların durumuyla ilgili olarak Muhammed Enverşâh el-Keşmîrî sözlerini şöyle sürdürür: “İbn Mes’ûd’un demek istediği, buradaki durumun tam aksidir. Yani o kişi ayaklarını birbirine bitiştirmiş, aralarını açmamıştır. İbn Mes’ûd, “ayakları serbest bırakma (murâveha)” ifadesiyle, ayakların arasını açmayı kasdetmiştir. “Şu halde Ebû Dâvud rivayetinde geçen “saff” kelimesi ile en-Nesâî rivayetinde geçen “saff” kelimesi birbirinin tam aksi anlamdadır.”1)Feydu’l-Bârî, II, 236-7. el-Keşmîrî’nin kasdettiği şudur: … Devamını Oku