Netameli Bir Konu: Tasavvuf

Ebubekir Sifil[dosya], 2002, Ağustos 2002, Gazete Yazıları, Konularına Göre, Tasavvuf, Tasavvuf DosyasıBir Yorum Yazınız

Sıklıkla karşılaşılan bir sorudur: “Tasavvuf’a karşı mısın, değil misin?” Sorunun cevabı Tasavvuf’a karşı olmadığınızı ifade eder tarzda ise –dile getirilsin, getirilmesin– “Demek ki Vahdet-i Vücut’çu, şathiyyeci” ya da “Tevessül ve Rabıta şirkini onaylıyor”… gibi ithamlara muhatap oluyorsunuz. Tasavvuf’a karşı olduğunuz sonucu çıkarılabilecek bir cevap vermişseniz, bu sefer de “Vehhabîlik etkisinde, İbn Teymiyyeci” gibi kanaatlerin merkezine oturtuluyorsunuz. Yüzyıllardır mesele böyle bir … Devamını Oku

Hangi Hristiyanlık?

Ebubekir Sifil2002, Ağustos 2002, Dinler Arası Diyalog, Gazete Yazıları, Konularına Göre, Muharref DinlerBir Yorum Yazınız

İnsanları “kurtuluşa” çağıran ve Kilise dışında kurtuluş olmadığını bir “dogma” olarak kabul ve ilan eden Hristiyan misyonerlerinin, neden sadece Hristiyan olmayanlarla değil, aynı zamanda Hristiyan mezhepleriyle de diyalog arayışında olduğu anlaşılmaz bir mesele değil. Zira Hristiyan mezheplerinin kendi aralarında yüzyıllardır çözüme kavuşturulamayan “öze müteallik” anlaşmazlıklar mevcut. Meşhur 30 Yıl Savaşları’ndan günümüzde bile devam eden mezhep çatışmalarına kadar pek çok manzara … Devamını Oku

Vatikan Diyalogdan Ne Anlıyor?

Ebubekir Sifil[dosya], 2002, Ağustos 2002, Dinler Arası Diyalog, Dinler Arası Diyalog, Gazete Yazıları, Konularına Göre, Muharref DinlerBir Yorum Yazınız

Geçen yazıda, Kilise’nin dogmatik yasası olan Lumen Gentium’dan ve şimdikinden bir önceki Papa’nın “diyalog”dan ne anlamamız gerektiğini beyan eden genelgesinden (Ad Gentes) bir bölüm zikretmiştim. Mezkûr Papa, bir diğer genelgesinde (Evangelii Nuntiandi) de, Hristiyan olmayan dinlerin, Hristiyanlığın Tanrı ile kurduğu sağlam ve canlı irtibatı kuramadığını söylemektedir. Şimdiki Papa II. John Paul’ün tutumu da elbette aynı istikamette olacaktır. 1979’da yayımladığı bir … Devamını Oku

“Diyalog”dan “Misyon”a

Ebubekir Sifil[dosya], 2002, Ağustos 2002, Dinler Arası Diyalog, Dinler Arası Diyalog, Gazete Yazıları, Konularına Göre, Muharref DinlerBir Yorum Yazınız

Bundan kısa bir süre önce Vatikan tarafından başlatılan dinlerarası diyalog modası çerçevesinde ülkemizde icra edilen faaliyetler gündemdeyken diyalog sürecine ilke olarak “evet” diyebilmek için birtakım şartlar bulunması gerektiğini söylemiş ve bu konuyla ilgili birkaç yazı yazmıştım. Özellikle Marmara depreminin ardından bölgede başlayan misyonerlik faaliyetlerinin, kısa bir zaman içinde ülkenin neredeyse bütününde mantar gibi zuhur etmeye başladığı görülen “kiliseleşme” faaliyetlerine evrilmesine … Devamını Oku

Niçin İslamcı Değilim?

Ebubekir Sifil2002, Ağustos 2002, Gazete Yazıları, Gündem, Konularına GöreBir Yorum Yazınız

Çünkü İslam’ın sadece ideolojilerin doldurduğu alana hitap etmediğini düşünüyorum. İslam’ın her durum ve şarta hitap eden bir “Din” olduğuna itikat ediyorum. İdeoloji müntesipleri için yaşanabilir bir dünya, ancak kendi kanaatlerinin kurumsal ve hakim bir pozisyona kavuşması ile mümkündür. Bu olmadığı sürece hayat sadece buna ulaşmak için –bazan her yöntemi tecviz ederek– mücadele edildiği sürece anlamlıdır. Oysa İslam –bilfarz– dağ başında … Devamını Oku

İslamcılık Nedir?

Ebubekir Sifil2002, Ağustos 2002, Gazete Yazıları, Gündem, Konularına GöreBir Yorum Yazınız

Bir süre önce yazılarından birisinde muhterem Ahmet F. Gün, İslamcılık konusunu yeniden gündeme getirdi ve kendisinin de bir İslamcı olduğunu belirterek kendi cephesinden İslamcılığın ne ifade ettiğini anlattı. Söz konusu yazıdaki tarizleri, geçen ay bu konuda üç yazı yazmış olmam dolayısıyla üstüme alınmalı mıyım? Doğrusu iyi bir gazete okuyucusu olduğumu söyleyemem. Hatta benim için “gazete okuyucusu” bile denemez. Milli Gazete … Devamını Oku

Hadislerin Formülasyonu Tezi-2

Ebubekir Sifil2002, Ağustos 2002, Gazete Yazıları, Hadis İlmi, Konularına GöreBir Yorum Yazınız

Sırf Hz. Peygamber (s.a.v)’in sünnetini her türlü şaibe ve şüpheden beri tutabilmek için hadis ravilerinin ahvalini, şahsiyetini, özel hayatını, akidesini, kimlerle düşüp kalktığını, kimlerle görüşüp kimlerden ders aldığını… didik didik ederek en ince ayrıntısına kadar araştıran ve yeri geldiğinde en yakınlarını bile cerhederek güvenilmez olduklarını söylemekten çekinmeyen Cerh-Ta’dil otoritelerini, Hz. Peygamber (s.a.v)’e ait olmayan sözleri O’na isnad etme töhmeti altında … Devamını Oku

Hadislerin Formülasyonu Tezi-1

Ebubekir Sifil2002, Ağustos 2002, Gazete Yazıları, Hadis İlmi, Konularına GöreBir Yorum Yazınız

Kur’an’ın hayata intikalinin en güvenli vasıtası olan Sünnet’in ve Sünnet’i bize ulaştıran vasıtaların ilki ve en önemlisi olan Hadis’in İslam’ın ikinci ve üçüncü yüzyıllarında “formüle” edildiği tezinin, Ümmet’in alimlerinin bizzat hadisler konusundaki tavrı göz önüne alındığında kabul edilebilir bir tarafının bulunmadığı görülmektedir. Ulemamızın sahih kabul ettiği hadisleri de içine alacak biçimde –hatta ağırlıklı olarak bunları kastederek– kullanılan “formüle edilmiş olma” … Devamını Oku

Bir “Metin” Olarak Kur’an’ın Fonksiyonu

Ebubekir Sifil2002, Ağustos 2002, Gazete Yazıları, Konularına Göre, KuraniyyumBir Yorum Yazınız

Bir ilahî Kitab’a sadece “varis” olmanın, insanın kurtuluşu için yeterli olmadığı, İslam öncesi dinlerin tecrübesiyle sabit iken, “içimiz”den Kur’an dışında başka kaynak tanımamaya azmetmiş olanların, Ehl-i Kitab’ın girdiği keler deliğine meftun olması “hamakatin zirvesi” olarak tavsif edilse yeridir. Teslimiyet olmaksızın Kur’an’ın sadece bir “metin” olarak algılanmasıyla başlıyor bu macera. Arkasından, “Kur’an korunmuştur/korunacaktır, ama Sünnet için böyle bir garanti yok” ile … Devamını Oku

Parçalanmış Zihin=Parçalanmış Din

Ebubekir Sifil2002, Ağustos 2002, Gazete Yazıları, Gündem, Konularına GöreBir Yorum Yazınız

1954 yılında ünlü Hristiyan müsteşrik Alfred Guillaume, İslam Tetkikleri Enstitüsü’nün davetlisi olarak Türkiye’de “Garpte İslam Tedkikleri” başlıklı bir seri konferans vermiştir. Adı geçen Enstitü’nün neşrettiği dergide tercümesi neşredilen bu konferansların ilkinin girizgâhında Guillaume, Batı’da İslam araştırmalarını yürüten bilim adamlarının iki grup olduğunu ve bunların ilkini, “Din olgusunu beşer ürünü olarak görenler”in oluşturduğunu söyler. İkinci grup ise tabir yerindeyse “inançlı” (Hristiyan) … Devamını Oku