İnternette[1]http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=183094. bu başlıkla yer alan araştırma yazısını okuyunca şaşırmadım. Zira Batı’nın Irak topraklarına ne maksatla girdiği, bunun için ne türlü yalanlara başvurduğu ve işgalin bilançosu kimsenin gizlisi değil. İşgal sonrası Irak kütüphanelerinde bulunan onbinlerce kıymetli yazmanın akıbetiyle ilgili pek çok haber duyduk, okuduk. Hırsızlığı ve yağmayı ata-dede mesleği edinmiş olanlar için bu sıradan bir “iş”. Ama vicdanını kaybetmemiş olanlar için bunun “harim-i ismete tecavüz”den farklı bir anlamı yoktur… Batı, kendi ortaçağlarının ilkelliğinden modern çağa terfi ettiğinde sadece maddi … Devamını Oku
Maide-117 Ve Nüzul-İ İsa (as)-3
Abdülaziz Bayındır nüzul-i İsa (a.s) meselesi üzerinde dururken önce 11/Hûd suresinin başında yer alan ayetlere dayanarak şu tarz bir kurgu yapıyor: Eğer bir Kur’an ayetinde birden fazla anlama gelen bir kelime yer almışsa, hangi anlamın kastedildiği, mutlaka bir başka ayette açıklanmıştır. 3/Âl-i İmrân suresinin 55. ayetinde geçen “teveffî”nin ya “ölüm” veya “uyku” anlamında olabileceğini, hangi anlamın kastedildiğininse 11/Hûd suresinin başındaki ayete göre yine Kur’an’da belirtilmiş olması gerektiğini söyleyen Bayındır, sözü 5/el-Mâide, 117. ayetine getiriyor ve bir kısmını … Devamını Oku
Maide-117 Ve Nüzul-İ İsa (as)-2
5/el-Mâide, 117. ayeti Hz. İsa (a.s)’ın göğe çekildiği ve kıyamete yakın yeryüzüne tekrar ineceği inancını (Abdülaziz Bayındır’ın tabiriyle “sistemini”) “çökertecek” bir muhtevaya sahip midir? Bunu söyleyebilmek için bu ayette geçen “teveffî”nin “mevt” anlamına geldiğinin “kesin biçimde” ortaya konulması gerekir. Bayındır’ın kurgusu şöyle: Madem ki Allah Teala’nın hitabı ve Hz. İsa (a.s)’ın cevabı bu ayete göre mahşer günü vuku bulacaktır. O halde Hz. İsa (a.s)’ın buradaki “felemmâ teveffeytenî: Sen beni vefat ettirdiğin zaman” ifadesi, “Sen beni öldürdüğün zaman” … Devamını Oku
Maide-117 Ve Nüzul-İ İsa (as)-1
Hz. İsa (a.s)’ın nüzulüyle ilgili olarak yıllar önce Daru’l-Hikme’de yaptığımız bir açıkoturumda meseleyi olabildiğince etraflı bir şekilde işlemiştik. Bu açıkoturum deşifre edilerek siteye konulmuştu.[1]http://www.darulhikme.org.tr/?sf=icerik&haberid=66&ktg=1&mad=Ebubekir Sifil Hoca ile Nuzul-i İsa (a.s.) Üzerine O açıkoturumda meseleyi, ref’ ve nüzul boyutllarına delalet eden ayetler merkezinde konuşmuş ve yine bu ayetlere getirilen itirazlar üzerinde durmuştuk. Aradan yıllar geçti. Birkaç gün önce internette bir videoya tesadüf ettim. Abdülaziz Bayındır konuşuyor. Sadece belli bir kesitinin verildiği anlaşılan konuşmasına Bayındır, “İsa aleyhisselam tekrar inecek diye … Devamını Oku
Depremin Düşündürdükleri
Türkiye 7.2 ile bir kere daha sallandı. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Cenab-ı Hak rahmetiyle muamele eylesin. Yaralananlara acil şifa, yakınlarını kaybedenlere ve milletimize sabr-ı cemil ihsan eylesin. Sözün ilk anlamı olarak sarsıldığımızı söyledik, söylüyoruz. Her sarsıntıda bir “yenilenme”, her titremede bir “kendini yoklama” vardır/ olmalıdır. Bizde öyle oldu mu, yoksa bu depremi de siyasi mülahazaların, ideolojik tasarımların malzemesi mi yaptık/yapıyoruz? Zor bir zamandayız. Kış kapıya dayandı. Depremzede kardeşlerimiz için de, memleketin diğer bölgelerinde yaşayanlar için de büyük bir … Devamını Oku
İdeoloji Mağdurları
Hafta içi TV 5’ten gelen kardeşimizle Daru’l-Hikme’de uzun bir mülakat yaptık. Arap Baharı, Amerikan Baharı, Kürt Meselesi… gibi başlıkları konuştuğumuz programı sanıyorum kısım kısım veriyorlar. Orada da altını çizmeye çalışmıştım; Türkiye’nin problemlerinin kahir ekseriyeti sistemi kuran mantıktan kaynaklanıyor. 600 yıllık bir tecrübe ve 1000 yıllık aidiyetler konusunda son derece keskin bir edayla sergilenen “redd-i miras” tavrı, elbette pek çok alanda travmalara yol açacaktı. Kürt meselesi için de bu söylediğim aynıyla geçerlidir. Ulus devlet modeli üzerine bir de … Devamını Oku
İhtiras
“İnsanın en büyük düşmanı nedir?” sorusuna birçok açıdan farklı cevaplar verilebilir. Bana öyle geliyor ki, en doğru –ve diğerlerini de bir şekilde içeren– cevap, bu yazının başlığını teşkil eden kelimenin müfadıdır. İnsanın, elinde olanı elde bulundurmaya devam veya elinde bulunmasını istediği şeyi elde etme konusunda gösterdiği normal dışı arzu ve tutku, bir süre sonra kişi ile o şey arasında bir “bağlılık” hatta “bağımlılık” ilişkisi oluşmasına sebebiyet veriyor. Sonunda insan, adeta değerli ve anlamlı olan herşeyi ona bağlayarak … Devamını Oku
Daru’l-Hikme Seminerleri
“Bilme” isteği insanî/fıtrî bir husus. İnsan teklife muhatap kılınmış/layık görülmüş varlık olarak var kılınış amacına uygun davranmanın imkânını ancak “bilme” güdüsü ile elde edebiliyor. En temel mükellefiyetlerimizi dahi “bilmeden” yerine getiremiyoruz. Buraya kadar problem yok. Problem buradan sonra başlıyor. İnsan, özellikle de modern dünyada var olma mücadelesi veren Müslüman, neyi, nasıl, ne ölçüde bilmesi gerektiği konusunda sağlaması yapılmış bir kanaate sahip değilse, “bilme” güdüsü başı sonu belirsiz bir serüvene dönüşecektir kaçınılmaz olarak. Bu serüvenin sonunda ne mi … Devamını Oku
Sevinemedik!..
2006’dan bu yana HAMAS’ın elinde bulunan Gilat Şalit isimli İsrailli askere karşılık İsrail hapishanelerinde bulunan 1000’in üzerindeki Filistinli mahkûmun serbest bırakılması konusunda anlaşma sağlandığı haberi genel olarak sevinçle karşılandı. HAMAS sözcüsü anlaşmayı “zafer” olarak nitelemiş. İsrail’in böyle bir anlaşmayı kabullenmek zorunda kalması dolayımında bu duygunun Filistin konusunda hassasiyet sahibi herkes ve her kesim tarafından paylaşıldığını söylemek gerçeğin ifadesi olacak. Kurulduğu günden bu yana hiçbir görüşünden geri adım atmayan, hiçbir girişiminden nedamet izhar etmeyen “burnu havada” bir İsrail … Devamını Oku
Özdemir İnce Nerede Yaşıyor?-2
Özdemir İnce gibilerin hoşuna gitse de gitmese de bu ülke vatandaşlarının kahir ekseriyeti Müslümandır. Müslümanların İslam’la ilişkisini, Hristiyanların veya başka din mensuplarının kendi dinleriyle ilişkisine benzetmek, meseleyi böyle algılama ısrarında olmak yanılgıdan ve sukut-i hayalden başka bir şey getirmez! İslam modernistlerinin veya “Din’de reform/Dinî yenilenme” taraftarlarının anlayamadığı da burası. Şurada burada lokal hareketler/oluşumlar vücut bulmuş ve Cemaleddin Efganî veya Musa Carullah Bigiyef gibi isimlere “İslam’ın Lutheri” gibi yaftalarla büyük umutlar bağlanmış olsa da, bu dinin “çakma Luhter”ler … Devamını Oku