Yeni Şafak · Ebubekir Sifil-Asleyn’in önemi Müslümanların yaşadığı en temel kafa karışıklığı, “Asleyn” dediğimiz “iki temel”in (Usul-i Din ve Usul-i Fıkıh) hayatımızdan sessiz sedasız çekilmesinden sonra yaşanmaya başladı. “Asıl” olanlar hayatımızdan çekilince, yerlerini sahtelerinin alması kaçınılmazdı ve öyle oldu. Ümmet varoluşun en temel deklarasyonu olan “akide” konusunda adresi şaşırıp başka başka vadilere savrulunca Din’le ilişkimizde vazgeçilmez biçimde sapmalar, eğretilikler oluştu; atı arabanın arkasına koşmaya başladık. Hayatı ilahî hakikatler ekseninde inşa etme iradesi, yerini, ilahî olanı beşerî olana … Devamını Oku
Kur’an’ı kitaplaştıran sahabe hadisleri niçin kitaplaştırmadı?
Yeni Şafak · Ebubekir Sifil – Kur’an’ı kitaplaştıran sahabe hadisleri niçin kitaplaştırmadı? Hadis karşıtlarının gündemde tutmaya özen gösterdiği bir sorudur bu. Hz. Ebû Bekr (r.a.) döneminde, özellikle Yemâme Savaşı’nda çok sayıda hafız sahabînin şehit olması üzerine Kur’an ayetlerinin iki kapak arasında toplanması bir zaruret olarak ortaya çıktı. Aksi halde Kur’an’ın unutulması söz konusu olabilirdi. Peki aynı ihtimal hadisler hakkında da söz konusu değil miydi? Öyleyse Sahabe aynı endişeyi neden hadisler konusunda hissetmedi ve hadisleri bir kitapta toplamadı? … Devamını Oku
Dünyevileşme
Yeni Şafak · Ebubekir Sifil-Dünyevileşme Kafaların karışık, gönüllerin bulanık, bakışların şaşı olduğu bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bundan çok değil, çeyrek asır önce cami kürsülerinden cemaate, “Zaman sana uymuyorsa, sen zamana uy!” sözünün tehlikeleri anlatılır, Müslümanlığın kıvamının, zamanın gidişatına, yani “dünyevileşmeye” direnmekle kaim olduğu vurgulanırdı. Geçmiş peygamberlerin kavimlerinin ortak hikâyesini teşkil eden kadim arızanın ahir zamandaki müradifi olan “dünyevileşme” illetine karşı, kökü derinlere giden bir tavırla direnç gösterirdi Müslüman toplumumuz. «Eski köye» getirilmek istenen «yeni adet”lere karşı, özellikle … Devamını Oku
Kerbelâ’da ne oldu, niye oldu?
Yeni Şafak · Ebubekir Sifil-Kerbelâ’da ne oldu, niye oldu? Muharrem ayı içinde bulunuyor olmamız hasebiyle her sene olduğu gibi bu sene de Şia’nın Kerbelâ ritüellerine şahit olduk. Bu yazıda, Kerbelâ’da yaşanan facianın görünür sebepleri ve serencamı üzerinde duracağım. Bunu yaparken de Şia’nin kendi kaynaklarındaki anlatım ve rivayetleri esas alacağım. Her şeyden önce bir noktayı tebellür ettirelim: Hz. Hüseyin (r.a.) efendimizin Hicaz’dan Kûfe’ye gidişini “direniş”, “zulme baş kaldırı”, “nahda”, “devrim”… gibi söylemlerle takdim etmenin[1]Mesela bkz. Lebîb Beydûn, Mevsû’atu … Devamını Oku
Yıllar sonra yeniden
Yeni Şafak · Ebubekir Sifil – Yıllar sonra yeniden Farklı gazetelerde fasılalı olarak yaklaşık 15 yıl köşe yazarlığı yaptım. Yazılarımın bir kısmı farklı isimlerle kitaplaştırıldı. Yıllar sonra aynı heyecanı yaşamak varmış kısmette. Mesut (Albayrak) Bey kardeşimin Yeni Şafak’ta yazmam konusundaki teklifini tereddütsüz kabul ettim ve bugün yeni bir yolculuğa daha “Bismillah” diyerek başlamış olduk. Mevla hayırlara vesile eylesin. “Köşe yazarlığı” diye ifade edilen mühimmenin bir “misyon” ciddiyet ve ağırlığında yapılması gerektiğine inandım hep. Bu sebeple “kalıcı yazılar” … Devamını Oku
Ruhunu Satan Zencinin Derisi Beyazlar Mı?
Rahmetli Mâlik Şahbâz’ın hikâyesi malum… Malcolm dönemindeyken saçını öykündüğü beyazların saçlarına benzetmek için kendine reva gördüğü muameleler… Ruhunu satanların ortak hikâyesidir o.. Bilmezler ki ruh gittiğinde geriye kalan sadece “ceset”tir; onun diğer vasıfları gibi rengi de sadece bir “araz”dır ve arazlar baki değildir… Bir itham yazısı yazmış hakkımda. Adımı anmaya cesaret mi edememiş, başka bir sıkıntı mı olmuş, bilmek isterdim. Aklınca ironi yapmış Malcolm Mustafa Öztürk. Cerh-Ta’dil dili kullanarak yalancılığıma, fasıklığıma hüküm kesmiş “Kuramer Rivayetlerinde Kizbu’r-Râvi (Yalancılık) Sorunu” başlıklı yazısında.
Mustafa İslamoğlu Patentli Yalanlar Serisi Güncellenmiş!
Bir gün biri hokkabazlığın tarihini yazacak olursa, hiç şüphem yok seni “tarihin en usta hokkabazları” listesinin başına koyacaktır! Gelmiş geçmiş hokkabazların hiç birisi, cehaleti bilgi, yalanı hakikat diye pazarlamada senin yanına bile yaklaşamaz… (Bu yazının PDF nüshasını indirebilirsiniz. İndirmek için buraya tıklayınız.) Hayatın yalan senin; söylediklerin, yazdıkların, anlattıkların, jestlerin, mimiklerin… Utanma hissinden mahrum bırakılmış bir insandan beklenebilecek her anormallik sende; hem de “dip” seviyesinde.. Görmeyi bilenler için “ibretlik”sin! Hadis meselesini hadsizce dolamışsın yine o çatal diline; bir … Devamını Oku
Yaklaşan Seçim Dolayısıyla
Milletimiz bu “cambaza bak” numarasına kanacak ya da çaresizlikten kanmış gibi yapıp susup oturacak dönemleri çoktan geride bıraktı! Gerektiğinde kan tükürür, kızılcık şerbeti içtik deriz; kırılan kolu yen içinde tutarız. Ama varlığını bu milletin değerleriyle savaş üzerine bina etmiş iç ve dış ifsat şebekelerinin aşağılık emellerine hizmet etme ya da işlerini kolaylaştırma anlamına gelecek bir tutum içine girmeyi kendimize saygısızlıktan öte, vatana-millete ihanete eş sayarız.
Çin Zulmü Artarak Devam Ediyor
Aşağıda orijinal haliyle okuyacağınız mektup Doğu Türkistan’dan.. Takdime, yoruma, izaha gerek bırakmayacak kadar açık anlatıyor Çin zulmünü. Hasbünallâhu ve ni’me’l-Vekîl.
Bir Tek Hadis için…
Hadis Tarihi okuyan herkes, Sahabe döneminden itibaren, duyduğu bir tek hadis için günlerce, aylarca yol yürüyüp, rivayeti kaynağından teyit etme hassasiyeti gösteren pek çok isme dair çok sayıda çarpıcı anekdotla karşılaşmıştır. Sahabe’den Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a)’ın Medine’den Mısır’a bu amaçla yaptığı “rıhle”ler bu yüksek hassasiyetin belki ilk örnekleridir, ama son olmadıkları açıktır.



