Gassal Metaforu ve Dinlerarası Diyalog

Ebubekir Sifil[dosya], 2005, Dinler Arası Diyalog, Gazete Yazıları, Şubat 2005

Perşembe günkü yazım üzerine bir okuyucumdan, önemli bir noktaya neşter vuran bir e-posta iletisi aldım. Şöyle diyor adını vermeyen okuyucum: “(…) Bir kişi birilerini kendisine şeyh edindi mi hoca edindi mi mürşit edindi mi, ona ne derece bağlanmalı? Şâh-ı Nakşibend ile talebesi Molla Necmeddin arasında geçen kıssa mürşide bağlanmanın bir ölçüsü müdür?…” Burada yer kaplamaması için zikretmediğim kıssada Şah-ı Nakşibend hz.leri ile Molla Necmeddin arasında, Menakıb kitaplarında örneğine sıkça rastlanabilecek bir olay anlatılıyor: Zahiren İslam’ın emirlerine aykırı … Devamını Oku

Müdârât

Ebubekir Sifil[dosya], 2005, Dinler Arası Diyalog, Gazete Yazıları, Şubat 2005

Bundan bir süre önce İstanbul’dan arayan bir okuyucum, “İslam ve Modern Çağ”da (II, 163) geçen bir ifademe takıldığını ve kimi kasdettiğimi sordu. Ben kimi kasdettiğimi söyleyince de aramızda tatlı-sert bir konuşma başladı. Cep telefonumun şarjı bittiği için yarıda kalan konuşmamız esnasında muhatabım, “İslam’da müdârât” yok mudur?” dedi ve birkaç örnek zikretti. Ben de İslam’da elbette müdârât olduğunu, ancak takıldığı ifademin öznesinin yaptığı işin müdârât sayılamayacağını ve verdiği örneklerin buna uymadığını dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Ancak konuşmamız yarıda … Devamını Oku

Sünnet’in Kur’an’ı Beyan Fonksiyonu ve Bir Usul Problemi

Ebubekir Sifil2005, Gazete Yazıları, Şubat 2005

Sünnet’in Din’deki temel konumu, Modern Din telakkisi mimarlarının hedef tahtasındaki temel birkaç meseleden biri olması dolayısıyla sık denebilecek periyotlarla bu köşede mevzu-i bahs ediliyor. Meselenin ehemmiyeti ve gündemdeki değişmez yerini muhafaza etme özelliği sebebiyle, üzerinde ne kadar durulsa sezadır. Bugün meseleye “bizim penceremizden” bakıldığında “problem” görüntüsü veren bir noktaya değineceğim. Önce soruyu soralım: Madem ki Sünnet Kur’an’ın “beyan edicisi”dir ve madem ki Sünnet’i bize aktaran en önemli vasıta “hadis rivayetleri”dir; öyleyse büyük çoğunluğu “haber-i vahid” kategorisinde bulunan … Devamını Oku

Eleştirinin Yüzü Soğuktur

Ebubekir Sifil2005, Gazete Yazıları, Şubat 2005

Hatırlayacağınız gibi, 11-20 Ocak tarihleri arasında bu köşede Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre hocanın İlm-i Hadis ile ilgili değerlendirmelerini konu edinen 5 yazı yazmıştım. Geçtiğimiz cumartesi günü Özemre hocadan şöyle bir mesaj aldım: “Hadîs rivâyetleri hakkındaki görüşlerim konusunda Millî Gazete’de yazmış olduğunuz 5 yazıya cevâbım ilişik dosyadadır. Bu yazı www.ozemre.com başlıklı web sitemde de bu ayki Umran dergisinde de yayınlanmıştır. Muhabbetlerimle ve hayr u dualarımla.” Özemre hoca, ilişikte gönderdiği dosyanın dibacesinde, “Mâşâallāh! Ne kadar da emek vermişsiniz! … Devamını Oku

Peygambersiz Din, Sünnet’siz Kur’an

Ebubekir Sifil[dosya], 2005, Gazete Yazıları, Kur'an Müslümanlığı, Şubat 2005

Son birkaç yazının konusunu oluşturan internet sitesinde Sünnet/Hadis ve “Kur’an İslamı” hakkında ileri sürülen görüşlerin tamamını buraya aktarmaya ne niyetim, ne de imkânım var. Yabancısı olmadığımız bu yaklaşım hakkında sözü daha fazla uzatmaya gerek de yok doğrusu. Bugün son olarak birkaç noktaya parmak basıp bu konuyu nihayetlendireceğim. Siteyi hazırlayanların tutarlı olduğu tek nokta var. O da şu: Madem ki aralarına çok sayıda uydurma karışmıştır; o halde hadisler arasında “şunlar sahih olabilir” gibi seçici bir yaklaşımla ayıklamaya gitmek … Devamını Oku

Hadislerin Sayısı Niçin Artmış? – 2

Ebubekir Sifil2005, Gazete Yazıları, Şubat 2005

  Bir önceki yazıyı hadislerin sıhhatinin tesbiti konusuna giriş mahiyetinde birkaç şey söyleyerek noktalamıştım. İddiayı hatırlayalım: “Buhari’nin 600.000 hadis bildiği iddiasını ele alalım. Buhari’nin hayatında hiçbir iş yapmadığını, hiç uyumadığını ve her hadisin doğruluğunu, nakil zincirinin sağlamlığını anlamak için her hadise 2 saat ayırdığını düşünelim. Sırf bu süre 130 yıldan fazladır. Oysa bazen bir hadisin, bir zincirinin, bir halkasının sağlamlığını anlamak için günlerce seyahat edildiği iddiasını düşünürsek, Buhari’nin bildiği tüm hadislerin doğruluğunu test etmesi binlerce yıla bile … Devamını Oku

Hadislerin Sayısı Niçin Artmış?

Ebubekir Sifil2005, Gazete Yazıları, Şubat 2005

Mal bulmuş mağribîlerin elinde tedavülde bulunan bir başka husus da bahse konu internet sitesinde şöyle ifade ediliyor: “Ahmed Emin, hadis uydurmacılığının tablosunu gösteren şu zeki tespiti yapar: “İginçtir ki eğer hadisleri açıklayıcı bir şekilde ele alacak olsak piramit biçiminde olduğunu görürüz. Piramidin tepesi Allah’ın elçisinin dönemi olup aşağıya indikçe piramidin eni artmaktadır. Piramidin temeline vardığımızda Peygamber döneminden ne kadar geniş olduğunu farkederiz. Halbuki makul olan tersidir. Çünkü Peygamber’in yanında olanlar hadisleri (Peygamber’in söylediklerini) en çok bilenlerdi. Sonra … Devamını Oku

Zaman ve Zemini Yanlış Bir Gündem: Taklid Meselesi

Ebubekir Sifil2005 Yılı, Dergi Yazıları, Dergilere Göre, İnkişâf Dergisi, Yıllara Göre

Modern zamanların modası hiç geçmeyen temel tartışma konularından birisi taklid meselesi. Kimilerinin, “bilgi çağı”na yakıştıramadığı için –kıvırcık saçlarını düzleştirmek uğruna kendisine en olmaz işkenceleri reva gören zenciler misali– “kendinden nefret” şizofrenisiyle lanetlediği, kimilerinin de sözümona daha “içeriden” bir söylemle, aklını yele verme pahasına “din dışılıklar” listesinin ilk sıralarına yerleştirdiği taklid… Bu tartışmada, eşyanın tabiatına hakim olan yasaya haddini aşan başkaldırı sebebiyle zıddına inkılap eden iki aykırı ucu, Modernistler’le Selefîler’i aynı “cinnet mustatili”nde buluşturan bir ironi görmek kimseye … Devamını Oku

Islah ve İfsad

Ebubekir Sifil2005 Yılı, Dergi Yazıları, Dergilere Göre, Semerkand Dergisi, Yıllara Göre

İçinde yaşadığımız bu çağ, neredeyse herşeyin aslının bozulduğu, fesada uğradığı, yapaylaştığı, hakiki suretini yitirdiği bir çağ. Fıtrî olanın hor görülmesinin, fıtratın hor kullanılmasının bir sonucu bu. İnsan elinin değdiği herşeyin büyük bir hızla fesada uğradığını görüyoruz. Yediklerimiz, içtiklerimiz; hava, su, toprak… Ve ahlâk ve toplum ve hayat… Ve anlayışlarımız, telakkilerimiz… Bu bozulmanın hakiki mağduru biziz; yani insan. Bir de ıslah var, bozulanı düzeltme çabası. Muslihler , ıslah ediciler, salihler , bu bozulmanın önünü almak, bozulanı düzeltmek için … Devamını Oku

Biraz Ciddiyet Lütfen!..

Ebubekir Sifil2005, Gazete Yazıları, Ocak 2005

Bugünden başlayarak birkaç yazı halinde, bir internet sitesinde Sünnet/Hadis konusunda ileri sürülen bazı iddiaları kısaca mercek altına alacağım. “Kur’an İslamı” sloganının bizi nereye çağırdığı meselesi, dinî, siyasî, kültürel nokta-i nazardan ciddi analizler gerektiriyor olmakla birlikte, burada meselenin sadece ilmî veçhesi üzerinde duracağım. Konuyla ilgili olarak elektronik posta adresime iletilen mesajlardan, sitede ileri sürülen görüşlerin, –İslam Modernizmi‘nin yabancısı olmadığımız argümanlarından beslenmekle birlikte– insanımızın bir kesimi üzerinde ciddi etkiler bıraktığı anlaşılıyor. Ancak birlikte göreceğimiz gibi, söz konusu iddiaların –ilmî … Devamını Oku