Bu köşede ismini belki de en çok okuduğunuz alim Muhammed Zâhid el-Kevserî merhumdur. Onu bilenler biliyor şüphesiz; ama bilmeyenlerin bir an önce onunla tanışması, bıraktığı muhalled eserlere hiç olmazsa aşinalık kesb etmesi bir zorunluluktur. Dünü bugüne bağlamak adına, dünü ve bugünü doğru okumak adına ve nihayet “istikameti doğrultmak” adına ondan öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki!.. Tıpkı İbn Teymiyye‘yi, İbnu’l-Kayyım‘ı, eş-Şevkânî‘yi, vb. olduğu gibi, el-Kevserî‘yi okumadan, “İslamî kesim”in okumuş-yazmışları arasında ayrı bir mevkii bulunan Şah Veliyullâh … Devamını Oku
İslam Toplumunda Gayrimüslimler-2
Asr-ı Saadet’te ve Dört Halife döneminde Gayrimüslimler’e, –İslam tarafından haram kılınmış olsa bile– kendi inançlarının yasaklamadığı işleri yapmaları konusunda serbestlik tanındığını genel bir tesbit olarak ifade edebiliriz. Detaylar aşağıdaki gibidir: Zimmet akdi ile İslamî yönetime bağlanmış olan Gayrimüslimler, kendi aralarında kendi dinlerinin hükümlerine göre amel etmekte tam anlamıyla serbesttirler. Bu çerçevede içki, domuz eti… gibi tüketim maddelerini kendi aralarında alıp satmalarına ve yiyip- içmelerine kesinlikle engel olunmaz. Ancak bu gibi fiilleri Müslüman mahallelerinde, onların meskûn bulundukları mahallerin … Devamını Oku
İslam Toplumunda Gayrimüslimler-1
Bu yıl “Okuyucu Soruları” hayli yoğundu. Hatta “bu yıl” demek doğru değil: geçen yıl başladığımız seri bitmediği için bu yıla sarktı. Daha önce de yazdığım gibi, bu köşenin tipik bir “Fıkıh köşesi”ne dönmesini arzu etmediğim zaman zaman ara vererek hem size, hem de kendime nefes aldırmak istedim. Bu durum halen devam ediyor. Soru Resulullah Efendimiz ve halifeler döneminde İslam’ın haram kıldığı alanlarda gayrimüslimlere kendi aralarında dahi olsa faaliyet izni verilmiş midir? Örnek olarak içki alımı-satımı, içimi, kumarhane … Devamını Oku
Müslümanlık Neyle Artar?
Amerikalı “kadın imam” Amina Wadud Tempo dergisinin davetlisi olarak Türkiye’de. Derginin spotlarına bakılırsa “kadın imam”, “Örtü kimseyi daha Müslüman yapmaz” demiş… Basit göründüğüne bakmayın; hayli girift bir bilmece bu! Dinî hassasiyetlerle ilişkisi sadece “kaşıma” seviyesinde cereyan eden bir yayın organı, kutsal “özgürlükler” çerçevesinde bir “İslam devrimcisi“ni ülkemize davet ediyor. O da saf değil ya, elbette gelecek, konuşacak, mesajını verecek, “temas noktaları” tesis edecek (şimdiye kadar edilmediyse tabii!) ve belki de hazırda bekleyen “kutsal bağlılar topluluğu” ile geleceğe … Devamını Oku
Te’vîlâtu’l-Kur’ân ve “Hanefî-Mâturîdî Çizgi”-3
Dünden devam İmam el-Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd‘de, Hz. İsa (a.s)’ın ilahlığını iddia eden Hristiyanlar‘ın bu davalarını ispat sadedinde ileri sürdükleri delilleri tartıştığı bir yerde şöyle der: “… Eğer davalarına O’nun göğe kaldırılmasını delil olarak getirirlerse (bu da geçerli değildir; zira) onlar (ilah olduğunu söylemedikleri) İlya‘nın da göğe kaldırıldığını[1]Buradaki “İlyâ”, Hz. İlyâs (a.s)’dır. Ahd-i Atik’te (II. Krallar, 2/1-12) onun ateşten atların çektiği ateşten bir araba ile göğe kaldırıldığı … Continue reading ikrar etmekte ve onun, bir cemaatin gözleri önünde göğe kaldırıldığını söylemektedirler…” … Devamını Oku
Te’vîlâtu’l-Kur’ân Ve “Hanefî-Mâturîdî Çizgi” – 2
Bugün ve yarın İmam el-Mâturîdî‘nin Te’vîlâtu’l-Kur’ân‘ının neşredilen ciltlerinden seçtiğim bahisleri paylaşalım istiyorum: * Kur’an‘ın Hz. Peygamber (s.a.v)’e lafız ve mana olarak mı, yoksa sadece mana olarak mı indirildiği konusunda bazı modernistlerin (mesela Fazlur Rahman‘ın) tavrı ikinci şıktan yanadır. İmam el-Mâturîdî de Te’vîlât’ta 2/el-Bakara 97 ayetinin tefsiri esnasında, Kur’an‘ın sadece mana olarak indirildiği, lafızların Efendimiz (s.a.v)’e ait olduğu iddiasının Batınîler‘e ait olduğunu vurguluyor ve karşı delillerle geçersizliğini ortaya koyuyor. (Te’vîlât, I, 185) * “Nesh“in, önceki hükmün uygulanma süresinin … Devamını Oku
Te’vîlâtu’l-Kur’ân ve “Hanefî-Mâturîdî Çizgi”
Geçen yılın 9 Temmuz’unda İmam el-Mâturîdî‘nin Te’vîlâtu’l-Kurân isimli tefsirinin neşriyle ilgili bir yazı yazmıştım. O tarihten geçtiğimiz haftaya kadar Te’vîlât‘ın neşrinin ne durumda olduğu konusunda doğrusu herhangi bir fikrim yoktu. Geçen hafta İzmit/Derince‘deki konferansı vesile edinerek yarım günlüğüne de olsa yolumuzu İstanbul‘a düşürdük. Zaman darlığı sebebiyle kimseyle görüşemeden ve bir yere uğrayamadan kısa kesmek zorunda kaldığım bu İstanbul “kaçamağı”ndan, yanımda, bütün yorgunluğumu alan güzel bir hediye ile döndüm: Te’vîlat‘ın ilk 5 cildi. Burada hemen, bu eşsiz eseri … Devamını Oku
Bu Tarihi Kim Yazacak?
Milat’tan önceki son ve sonraki ilk yüzyılın net bir fotoğrafının çıkartılmasının, en az İslam Tarihi yazmak kadar önemli olduğunu söylemek abartı sayılır mı? Günümüze kadar Yahudiliğin ve Hristiyanlığın resmî/kurumsal tarih yazıcıları tarafından intikal ettirilmiş bulunan tarihin, büyük bir kurgunun ve manipülasyonun neticesi olmadığını kim garanti edebilir? Her şeyden önce şunu belirtelim ki, resmî Hristiyanlığın iddia ettiği –ve maalesef kabul ettirdiği– gibi, Havariler de dahil olmak üzere İlk İsevîler ile “Yahudi” olarak anılan kitlenin tamamı arasında bir kopma, … Devamını Oku
Ölü Deniz’in Diri Şahitleri-2
Ölü Deniz Parşömenleri Gerçeği‘nin yazarları, parşömenlerin haykırdığı gerçeğin dünya kamuoyundan yarım asır boyunca gizlenmesinde Vatikan‘ın (ve şimdiki Papa‘nın) rolünü ısrarla ve isabetle vurguluyor. Ancak bunu yaparken, 1967’deki meşhur “6 gün savaşları” neticesinde bölgeye hakim olan İsrail‘in, bu tarihten itibaren parşömenler üzerindeki tekelci tutumun devamına –en hafif tabiriyle– seyirci kalması konusunda hayli “hoşgörülü” davrandıkları da dikkatten kaçmıyor. Oysa bu durum, 1950’lerin başında Hristiyan ekipteki parçaların ele geçirilmesi için Moşe Dayan ve Ariel Şaron’un, Kudüs‘ün lağım kanallarını kullanarak saldırmayı … Devamını Oku
Ölü Deniz’in Diri Şahitleri-1
5 gün süren bir İsviçre seyahatinin araya girmesiyle geçen haftanın yazılarını yazamamıştım. Şükür kavuşturana… İsviçre izlenimlerimi daha sonraki bir zamanda aktarmak üzere bugün bir başka konuya değineceğim. Murat Hafızoğlu, İnkişaf‘ın 4. sayısında yer alan “İncil-i Şerif ve Havariler’in Öyküsü” başlıklı makalesinde şunları söylemişti: “Muvahhid İsevîlik Hristiyanlığa dönüşmeden önce ya da “erken Hristiyanlık” döneminde neler olup bittiğinin ortaya çıkarılmasında Nec’u Hammâdî ve Ölü Deniz yazmalarının son derece büyük önemi bulunmaktadır. Ancak dinî/tarihî tecrübelerimiz, bu yazmaların gerek tarihlenmesi, gerekse … Devamını Oku