Perişanlığını her bahiste devirdiği çamlarla daha da katmerli hale getirmede hayli mahir olan bedbaht, akıllara durgunluk verecek bir soğukkanlılık ve aymazlıkla, Mehdi hakkında eser vermiş birkaç müellife, Ka’b el-Ahbâr’ın bu sözünü “hadis-i şerif” olarak niteledikleri iftirasında bulunuyor. Ne Nu’aym b. Hammâd’ın Kitâbu’l-Fiten’inde, ne Ebû Amr ed-Dânî’nin es-Sünenu’l-Vâride fi’l-Fiten’inde, ne de daha sonraki kaynaklarda mezkûr sözün Ka’b tarafından Hz. Peygamber (s.a.v)’e nisbet edildiğini görmek mümkün. Bütün bu müelliflerin bu söze “hadis” dediğini ispatlamak yerine, onu eserlerinde zikretmiş olmalarını … Devamını Oku
Bu Hal-i Pür-Melal’e Ağlanır Mı, Gülünür Mü?-5
“Mürsel Hadis “Tâbiîn’in, Sahâbe’nin ismini yâd etmeksizin rivâyet ettiği” Hadis-i şerif’lerdir.” buyurarak Ka’b el-Ahbâr’ın malum sözünün “mürsel hadis” olarak görülmesi gerektiğini ima eden, ardından da mürsel hadisi delil olarak kabul eden imamların isimlerini zikreden çapsız kahraman, bu müthiş tesbitini taçlandırmayı da ihmal etmemiş: “Sifil “Mürsel Hadis”in ne demek olduğunu bilmeyecek kadar câhil midir, yoksa sırf inkâr etmek için hakikati gizleyecek kadar gözünü karartmış bir kimse midir?” Sifil mürsel hadisin ne demek olduğunu bilmeyecek kadar cahil değil hamdolsun. … Devamını Oku
Bu Hal-i Pür-Melal’e Ağlanır Mı, Gülünür Mü?-4
İslam kaynaklarında bulunan bir kısım İsrailiyat’ın Ka’b el-Ahbâr’ın eseri olduğunu söylememe fena halde bozulan çapsız kahraman, “Hatemu’l-Evliya” konusundaki ezberinin alt-üst olmasına tahammül edemediği için çözümü bana saldırmakta buluyor. Ne var ki saldırdığı aslında Ebubekir Sifil değil; o, Donkişot’un yel değirmenlerine saldırması gibi, Ka’b el-Ahbâr’ın İsrailiyat’la ilişkisini bize aktaran kaynaklara ve alimlere tosluyor. Ka’b hakkındaki değerlendirmemi,” … imân etmeden önce yahudi olduğu için “Ehl-i İslam’a ait rivayetler arasına girmiş birçok İsrailiyat onun eseridir” diyerek iftirâ etmiştir” ifadesiyle sözüm … Devamını Oku
Ehl-i Sünnet’in “Ortaya Çıkışı” ve Karakter Özellikleri-3
Bugün üzerinde duracağımız husus, Ehl-i Sünnet’e niçin “Ehl-i Sünnet” dendiği… “Bid’at/sonradan ortaya çıkan” fırkaların –ki bu oldukça isabetli bir nitelemedir– temel karakterlerine baktığımızda, Sünnet konusunda her birinde farklı şekilde tezahür eden bir “arıza” bulunduğunu tesbit etmek zor değildir. Kısaca detaylandıralım: Havariç: “Hüküm ancak Allah’ındır” sloganıyla ortaya çıkan bu kitlenin önemlice bir kısmı, 6/el-En’âm, 57; 12/Yûsuf, 4, 67 ayetlerinde geçen bu cümleden hareketle “Hakem olayı”na karışan herkesi tekfir ederken, herhangi bir meselede birisinin hakem kılınmasının meşruiyetine delalet eden … Devamını Oku
Bu Hal-i Pür-Melal’e Ağlanır Mı, Gülünür Mü?-3
“… Buna göre kendisinin (…) böyle bir zâtın nesebini diline dolaması sebebiyle, gerçekte kendisinin nesebine dair araştırılması gereken noktalar bulunduğu anlaşılmıştır.” Sadece “zat-ı muhterem”in değil, herhangi bir insanın nesebini “dile dolama”yı düşkünlük, acziyet, hatta “ahlaksızlık” sayarım. Benim söylediğim şey şu: “Zat-ı muhteremin dedesinin Kinde kabilesinden olduğunu nereden bileceğiz? Ortada sadece kendi beyanı var. Bu beyan da delile, hüccete, bürhana şiddetle muhtaç. Aksi halde ayağı topal olan ve bu işlere az-buçuk merakı bulunan herkesin, “Benim dedem Kinde kabilesindendir” … Devamını Oku
Bu Hal-i Pür-Melal’e Ağlanır Mı, Gülünür Mü?-2
Hakikat dergisinin Ağustos sayısında, yıllardır tekrarladıkları teraneleri aktararak bana mukabele ettiğini düşünen kapasite fukarasının beni itham ettiği hususlara tek tek cevap vereceğim. Ta ki cehalet ve taassubun insanı ne hallere sürüklediği ibretle izlensin! “… Ebubekir Sifil, “Hâtemü’l-evliyâ”nın zuhûruna delâlet eden bir Hadis-i şerif’i inkâr etmiş…” İnkâr ettiğim söylenen “hadis-i şerif”(!), daha önce de vurguladığım gibi Ka’b el-Ahbâr’a aidiyeti dahi şüpheli olan bir söz! Bu yazının ilerleyen bölümlerinde bu söz üzerinde yine duracağım. Peki bu söz hatem-i evliyaya … Devamını Oku
Bu Hal-i Pür-Melal’e Ağlanır Mı, Gülünür Mü?-1
Geçtiğimiz ayın 9, 10 ve 15’inde bu köşede, kendisini “Hatem-i Evliya” ilan eden bir zatla ilgili üç yazı okudunuz. Hatem-i Evliya meselesiyle hiç alakası olmadığı halde bu “zat-ı muhterem”in, Ka’b el-Ahbâr’ın bir sözünde geçen “siyah bayraklılar”ın başındaki “ayağı sakat adam” olduğu iddiası üzerine, Ka’b el-Ahbâr’ın bu sözü üzerinde durmuştum. Dikkat çekmeye çalıştığım noktalar kısaca şunlardı: Hatem-i Evliya meselesi ile Ka’b el-Ahbâr’ın “siyah bayraklılar” ve başlarındaki topal kişiden bahseden sözü arasında herhangi bir ilişki yoktur. Bahse konu “siyah … Devamını Oku
İslâm ve Kölelik – 1
Müslüman olmayanlar tarafından İslâm’a eleştiri yöneltenler olabilir. Kimilerinin eleştirisi cehaletten kaynaklanır. Kimilerininki ise gayz halidir. Hazmedemeyişten, hınçtan kaynaklanır. Fakat daha ilginç olanı ise müslümanım diyen bazılarının onlara destek vermeleridir. Bu ise, izahında zorlandığımız, bir müslümana asla yakıştıramadığımız bir tavırdır. Bu tavra konu olan hususlardan biri de kölelik meselesidir. Batı kaynaklı “insan hakları” kavramının evrensel ölçekte hukukun temeline yerleştirildiği günümüzde İslâm’a yöneltilen belli başlı eleştirilerden birini de kölelik meselesi oluşturuyor. Gerçi işbu “insan hakları” kavramına bizatihi Batılılar’ın ne … Devamını Oku
“Yahudi Tarihi Yahudi Dini”
İsrail‘in Filistin ve Lübnan topraklarında sürdürdüğü vahşi işgal, şüphesiz ki Siyonist ideolojinin kaynağını bizatihi Ortodoks Yahudilik‘ten alan karakterinin bir yansıması. İsrailli hahamların savaş sırasında masum kadın ve çocukların öldürülebileceğini hükme bağlayan fetvası bu açıdan şaşırtıcı değil. Dünyanın gözü önünde sergilenen vahşet örnekleri, “On Emir” içinde yer alan “öldürmeyeceksin, çalmayacaksın…” gibi hükümleri, “yahudiyi öldürmeyeceksin, yahudinin malını çalmayacaksın” tarzında yorumlayan Talmud’un tesis ettiği inanç, düşünce ve algı sisteminin pratik yansımasından başka bir şey değil. Yazının tırnak içinde verdiğim başlığı, … Devamını Oku
Erkeklerin Altın Zinet Kullanımı-6
Erkeğe altın yüzük kullanmayı yasaklayan ve çeşitli bağlamlarda varit olan hadisler, daha önce isimlerini zikrettiğim 16 sahabî tarafından muhtelif lafızlarla nakledilmiştir. Bu sahabîlerden bazılarının, konuyla ilgili birden fazla rivayet naklettiğini de burada önemle belirtmemiz gerekiyor. (Yazıyı daha fazla uzatmış olmamak için bu rivayetleri tek tek zikretmeyeceğim.) Bu sayının, mütevatir hadisleri toplamak maksadıyla kaleme alınmış eserlerde tevatürüne hükmedilmiş birçok rivayetin sahabî ravilerinin adedinden daha fazla olduğu açıktır. Dolayısıyla bu konudaki rivayetlerin, Usulcülerle diğer ulemanın değişik itibarlarına göre “mütevatir” … Devamını Oku