Allah Teala, hayatın devamı için zaruri olan evlilik kurumunun sağlam temeller üzerinde yürüyebilmesi ve neslin karışmaması adına temel noktalarda herhangi bir belirsizlik bulunmamasını murad etmiştir.
Hz. Peygamber (sav)’e “Habibullah” Denir Mi?
“Habîb”, kelimesi “fe’îl” kalınında “fâ’il” veya “mef’ûl” anlamındadır. Birinci ihtimale göre “seven”, ikinci ihtimale göre ise “sevgili, sevilen” anlamına gelir. Arapça’da “sevgi”nin çeşitli mertebelerini anlatan -meyl, meveddet, hubb, aşk… gibi- farklı kelimeler vardır. Bunlar içinde sevginin en üst mertebesini anlatan kelime “hullet”dir. Öyle ki, bu kelime, birbirinin “halîli” olan iki kimsenin, birbiri hakkındaki sevgisinin, karşılıklı olarak hücrelerine kadar işlediğini anlatır.[1]“Hullet”in anlamıyla ilgili olarak 4/en-Nisâ, 125. ayetinin tefsiri bağlamında yapılan açıklamalarla ilgili olarak bkz. ez-Zemahşerî, el-Keşşâf (et-Tıybî haşiyesiyle … Devamını Oku
Efendimiz (sav)’in Vefatından Sonra Devesinin Yas Tuttuğunu Anlatan Rivayet
بسم الله الرحمن الرحيم الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين Siyer kaynaklarında Peygamber (s.a.v) Efendimiz’in binek olarak kullandığı birçok merkep, katır ve devenin adı zikredilmiştir. Merkepler arasında “Ya’fûr” hakkında şöyle bir kıssa anlatılır: Efendimiz (s.a.v), Hayber’de ganimet olarak aldığı, kendisini görür görmez “Sen Allah’ın Peygamberisin” diyen bu merkebe kendisi bindiği gibi, başka işlerinde de kullanmıştır. Soyundan geldiği 70 merkebin İsrailoğulları nebilerine hizmet ettiği söylenen bu merkep, oldukça sür’atli, aynı zamanda … Devamını Oku
Hassân bin Sâbit (ra) Hakkında
“Şâiru’n-Nebî”, “Ebu’l-Mudarrib” (Cengâver), “Ebu’l-Hüsâm” (Keskin Kılıç) gibi ünvanlarda anılan Hassân b. Sâbit (r.a)’ın “korkak” bir kişi olduğu yolunda son zamanlarda gündeme gelen iddiaların doğru olup olmadığı sıklıkla sorulur oldu. Sözü uzatmadan konu hakkında söylenmesi gerekenleri özetle şöyle ifade edebiliriz: 1. Adı geçen sahabî hakkındaki bu iddianın kaynağı; İbn İshâk, el-Vâkıdî, İbn Sa’d, et-Taberî (Târîh’inde), el-Hâkim ((el-Müstedrek’de), et-Taberânî (el-Kebîr’de), Ebu’l-Ferec el-Isfehânî (el-Eğânî’de), Ebû Ya’lâ ve el-Bezzâr (Müsned’lerinde), İbn Hazm (Cevâmi’u’s-Sîre’de), el-Beyhakî (Delâilu’n-Nübüvve’de), ez-Zehebî (Târîhu’l-İslâm ve Siyeru’n-Nübelâ’da), İbn Kesîr … Devamını Oku
Cihad ve Gençlerimiz
Bu ülkede İslam’ın diğer yönlerini olduğu gibi “cihad” hükmünü ve bu hükmün pratiğini de kendisine “Selefî” diyen kardeşlerimizden öğrenmek durumunda kalmış gençlerimizin sayısı önemli bir yekün oluşturuyor. Bunda bütün kabahat onların değil şüphesiz. Onlara bunu anlatması gereken bizlerin, yetki sahiplerinin, karar mekanizmalarının başında bulunanların, konuşanların, yazanların.. bu noktada sorumluluğu büyük. Bu noktada kemiyet ve keyfiyet planında daha fazlasının yapılması gerektiği ortada.. Ancak İslam adına öğrenilmesi gereken şeyleri Selefî/Cihâdî diye anılan kesimlerden öğrenme ısrarı gerçekten bir “yoksunluğa” ve … Devamını Oku
Bu da Geçer Yâ Hû
el-Münâvî’nin Feydu’l-Kadîr‘inde okumuştum: [arabic-font] الظلم لا يدوم، وإن دام دمر؛ والعدل لا يدوم، وإن دام عمر. [/arabic-font] ez-Zulmü lâ yedûmu, ve in dâme demmere, Ve’l-adlu lâ yedûmu, ve in dâme ammere. Zulüm berdevâm olmaz; olsa târumâr eyler; Adl dahî dâim olmaz; ger olsa i’mâr eyler.[1]Ancak Osmanlı Türkçesi ile tercümenin hakkı verilebilirdi. Ben de öyle yapmaya çalıştım. Gençler biraz zorlanacak ama… Bu ümmet ne badireler atlattı uzun tarihi boyunca.. Ne ihanetler, kahpelikler gördü; ne zulümler yaşadı.. Hicret’e zorlanan … Devamını Oku
Efendimiz (sav)’in Son Peygamber Olduğu Anlatan Rivâyetler
Bugün bir kardeşimiz, “Efendimiz (s.a.v)’in “son peygamber”” olduğuna dair rivayetlerin durumunu sordu. Aklıma ilk olarak es-Süyûtî’nin Katfu’l-Ezhâr’ı ile el-Kettânî’nin Nazmu’l-Mütenâsir’i geldi. Mütevatir hadisleri toplamak maksadıyla kaleme alınmış bulunan bu eserlerde konuyla ilgili herhangi bir bilgiye rastlamadım.
Guneymân, Eş’arîler ve Gerçekler
Bu coğrafyaya dışarıdan taşınan diğer ithal din tasavvurları gibi, teşbih/tecsim akidesi de bozuk ve zararlı olduğu için, diğerleriyle olduğu gibi onunla da ilmî zeminde mücadeleye Allah Teala izin verdiği sürece devam edeceğim. “Yapacak başka iş kalmadı mı?” diyerek, bu mankurtlaştırıcı ideolojiyi değil de benim çabamı garipseyenlere tavsiyem, 14 asırdır bu Ümmet’in neye nasıl iman ettiğini ve birlik-beraberliğini hangi zeminde tesis ve idame ettiğini iyice araştırmalarıdır…
Mehdi Üzerinden Kurnazlık Yapmak
FETÖ vesilesiyle bir kere daha gündeme gelen ve çift taraflı istismar edilen “Mehdîlik” meselesi hakkında açıklama yapma zarureti hâsıl oldu







