Said Fûde Misafirimizdi

Ebubekir Sifil2012, Filistin, Fıkıh, Gazete Yazıları, Haziran 2012, Kelam, Konularına Göre, Şahışlar, Şahıslar, Said Fûde, Ümmet, Usul

Müslümanlar modern çağa gerektiği ölçüde mukabelede bulunabiliyor mu? Bu soruya gönül rahatlığı içinde “evet” demek isterdik. Ama realite yazık ki buna izin vermiyor. Modernite, zahirde/dış dünyada olduğundan daha fazla, “bilinçaltı” seviyesinde hakimiyet kurmuştur üzerimizde. Dolayısıyla ona gerektiği gibi mukabelede bulunmak ancak Müslüman bireyin bilinçaltının İslamî kodlarla yeniden inşa edilmesiyle mümkün olabilecektir. Peki bunu kim/ne yapacak? Zannedildiğinin aksine bunu Kur’an ve Sünnet “doğrudan” yapmaz. Zira Kur’an ve Sünnet bizim hayatımıza İslamî ilimler vasıtasıyla girer. İslamî ilimler olmadan Kur’an … Devamını Oku

Kabir Meselesinde İtiraza Cevap-3

Ebubekir Sifil2012, 2012 Yılı, Fıkıh, Gazete Yazıları, Hanefî, Haziran 2012, Haziran 2012 OS, Konularına Göre, Okuyucu Soruları, Vehhabilik

Vehhabilere bakarsanız, mezarların "belki" en fazla yerden bir karış yükseklikte olmasına göz yumulabilir, o kadar. Oysa mezarda yatanın kim olduğunu belirten..

Bu meseleyi hak ettiğinden fazla uzatmak istemediğim için son bir mülahazayla kapatacağım. “Allahu Teala’nın huzurunda, Resulü’nün s.a.s. hadislerini olduğu gibi alıp uygulayan, veya en azından, uygulayamasa bile, onlara aykırı uygulamaları haram veya mekruh olarak görmeye devam edenler mi kendilerini daha rahat savunabilirler, yoksa, “Hadisler böyleydi ama sonradan bunlar yapıldı, biz de onayladık, bize bu uygulama faydalı göründü” diyenler mi?” Okuyucu mesajı bu sözlerle sona eriyordu. Evet aslında mesele bu noktada düğümleniyor. Herkesçe malumdur ki bu algı sadece … Devamını Oku

“Engelli” Olmak “Engel” Olmaktır

Ebubekir Sifil2012, Gazete Yazıları, Haziran 2012, Konularına Göre, Ümmet

Engelli kardeşlerimizin camilere kolaylıkla ve kimseden yardım istemek zorunda kalmaksızın girip çıkmasını kolaylaştıracak düzenlemeler yapılması için ayrıca talepte bulunulmasını beklemeyin lütfen.

Yurtdışından aldığım bir mektubu dikkatinize sunmak istiyorum bugün. İslamî hassasiyet sahibi olduğu varsayılan kesimlerin “İslamî” bir “mesele” olarak bugüne kadar gündemine almayı düşünmediği “çarpıcı” bir gerçekten bahsediyor mektubun sahibi. Belli ki biraz kızgın, biraz kırgın, biraz sitemli… Ama oldukça haklı. Buyrun: “Sayın muhterem hocam, Size bir engelli kişinin durumunu iletmek istiyorum. Tekerlekli sandalye kullanan, bütün ihtiyaçlarının bir başkası tarafından karşılanan ve ‘maruz’ kaldığı bir durumdan bahsetmek istiyorum. 18 yaşında bir erkek engelli tanıdığımız var; bazı zamanlarda camiye … Devamını Oku

Bir Garip Gündem

Ebubekir Sifil2012, Gazete Yazıları, Haziran 2012, Konularına Göre, Modernizm

Ebubekir Sifil

Türkiye’nin “kürtaj” diye “öncelikli” bir meselesi var mıdır gerçekten? Kadın-erkek ilişkilerinin, özellikle büyük şehirlerde alabildiğine zıvanadan çıktığı bir ortamda bu meseleyi konuşmak, itiraf edelim ki komik duruyor. Gençlerin karşı cinsle sınır tanımayan yakınlaşması, kadın ve kızların annelerine, ninelerine inat giyim-kuşam tarzı, sokakta ayak uçlarına bakarak yürümeye mecbur ediyor “iffet” diye bir meselesi olanları. İnsanları gayrimeşru ilişkiye götüren, hatta “teşvik eden” yolların sonuna kadar açık olduğu bir toplumsal yapının kendisi bizatihi münker haline dönüşmüştür. Modern toplum anlayışının, “bireysel … Devamını Oku

Kabir Meselesinde İtiraza Cevap-1

Ebubekir Sifil2012, Fıkıh, Gazete Yazıları, Haziran 2012, Konularına Göre, Vehhabilik

Vehhabilere bakarsanız, mezarların "belki" en fazla yerden bir karış yükseklikte olmasına göz yumulabilir, o kadar. Oysa mezarda yatanın kim olduğunu belirten..

Öncelikle itiraz sahibine katkısı için teşekkür ederek başlayayım. İtiraz sahibi kardeşimin meseleyi “türbeler” üzerinden ele alınmayı tercih ettiği dikkat çekiyor. Evet, “kabir üzerine bina yapma” olgusu türbeyi de içine alır, ama ondan ibaret değildir. Bugün herhangi bir kabristanda binlercesini gördüğümüz, hatta görmesek garipseyeceğimiz, “mezar böyle mi olmalı” diyeceğimiz mezar stilidir aslında söz konusu olan. Vehhabilerin bu mezar stiline dahi tahammülleri olmadığı malumdur. “İllet-hikmet” meselesi tam da burada devreye giriyor. Vehhabilere bakarsanız, mezarların “belki” en fazla yerden bir … Devamını Oku

Tasavvuf “Mesele”si

Ebubekir Sifil[dosya], 2012, Gazete Yazıları, Konularına Göre, Mayıs 2012, RIHLE Dergisi, Tasavvuf, Tasavvuf Dosyası

Bir Ramazanı daha idrak ettik. Bir Ramazanın daha feyiz ve bereketine dokunuyoruz elhamdülillah. Hepimiz için, bütün Ümmet için ve insanlık için hayırlara vesile olması niyazımızdır.

Rıhle –bir hayli gecikmeyle– inşaallah bu hafta çıkacak olan 14. sayısında Tasavvuf’u dosya konusu yaptı. Bu sayıya dercedemediğimiz yazıları, 15. sayının dosya konusunu “Tasavvuf-2” şeklinde koyup orada okuyucuya sunmuş olacağız inşaallah. Tasavvuf bu Ümmetin en temel varoluş alanlarından biridir. İslam coğrafyasını bir uçtan ötekine dolaşın, Tasavvuf’un izlerini görürsünüz. İster Endülüs’e gidin ister Orta Asya’ya, ister Afrika’ya uzanın ister Orta Doğu’ya, İslam coğrafyasının her karışında Tasavvuf’un rengini, tadını, kokusunu hissedersiniz. Sarayda da karşınıza çıkar, en ücra köyde de. … Devamını Oku

Çocuklarımız Kime Teslim?

Ebubekir Sifil2012, Gazete Yazıları, Konularına Göre, Mayıs 2012, Ümmet

İmam Hatip okullarının geçmişte icra etiği fonksiyon ve bugünkü durumu konusu tartışılıyor. Geldiğimiz noktada bu okulların misyonunu tamamladığı ve artık bunlara ihtiyaç kalmadığı tarzındaki yaklaşımlar, vakıayı esas kabul ettiği için isabetli değil.

Türkiye’nin yaşadığı tam anlamıyla “baş döndürücü” değişim ve dönüşüm süreci, “İslamî kesim”in de paralel bir değişim ve dönüşüm geçirmesi anlamına geliyor. Sadece çevreden merkeze doğru bir akışı değil, aynı zamanda “din algısı”ndaki kırılmayı da ifade ediyor bu süreç. İlahiyat fakültelerinin sayısı her geçen gün artıyor. Yanılmıyorsam 63’e ulaştı rakam. Yanı sıra İmam Hatip okullarına rağbet de, buna bağlı olarak İmam Hatip okullarının sayısı da artıyor. Halkın tercihini inanç ve değerleri lehine kullanmasında şaşılacak bir durum yok. Yaşananlar, … Devamını Oku

“İslamî Kesim”in Çetin İmtihanı

Ebubekir Sifil2012, Gazete Yazıları, Gündem, Konularına Göre, Mayıs 2012, Ümmet

Ebubekir Sifil

Ezilen halk kesimlerinin kurtuluşunun Sosyalist/Komünist ideolojinin hakimiyetine bağlı olduğu teziyle hem kendilerine hem de içinde yaşadıkları topluma yazık eden solcular, zaman içinde ideolojik bağlarının zayıflamasıyla dünyayı keşf ettiler. Karşıt cinsler arasındaki duygusal ilişkiden, ekonomik gücün sağladığı “imkân”lara, sosyal statülere, etiketlere kadar bir dizi “gerçeği” fark ettiklerinde ne ezilen halkların kardeşliği kaldı ortada, ne sosyalist enternasyonal… Her şey bir anda çözülüverdi. Elde kala kala kuru bir Kemalizm ideolojisi kaldı. O da hiçbir idealle açıklanamayacak şaibeli bir dünyanın kapısını … Devamını Oku

Kabirler Üzerine Türbe Yapmak-4

Ebubekir Sifil2012, 2012 Yılı, Fıkıh, Gazete Yazıları, Konularına Göre, Mayıs 2012, Mayıs 2012 OS, Okuyucu Soruları

Kabirler üzerine yazı yazmanın, bina yapmanın hükmü konusunda ulema arasında ittifak bulunmadığını, hükmün maksada göre değiştiğini önceki yazılarda görmüş olduk. Son bir mülahazayla konu hakkında söyleyeceklerimi sonlandırayım: Kabirler üzerine bina yapma meselesini, günümüzde iki noktada geçmişten farklı olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum: Kişinin bu hayattaki ekonomik durumu, sosyal statüsü, makam-mevkii… öldükten sonra da kabrine yansısın, bu “arızî” vasıflarıyla elde ettiği sun’î/geçici imaj ve saygınlık kabrinde de görülsün, kabri de bu hayattaki şanına layık görkemde olsun… gibi düşüncelerle kabrin … Devamını Oku

Kabirler Üzerine Türbe Yapmak-3

Ebubekir Sifil2012, 2012 Yılı, Fıkıh, Gazete Yazıları, Konularına Göre, Mayıs 2012, Mayıs 2012 OS, Okuyucu Soruları

Bir önceki yazıyı, “ez-Zehebî, el-Hâkim’in bu ta’liline itiraz etmiştir. Onun itirazını ve meselenin diğer boyutlarını bir sonraki yazıda görelim” diyerek bitirmiştik. Kaldığımız yerden devam edelim: el-Müstedrek’i telhis eden (notlar ekleyerek özetleyen) ez-Zehebî, el-Hâkim’in bir önceki yazıda İbn Âbidîn’den naklen geçen ifadesi üzerine şöyle der: “Bu sözün bir faydası yoktur. Herhangi bir sahabînin böyle yaptığını bilmiyoruz. Bu ancak Tabiun’dan ve onlardan sonra gelenlerden bazısının ihdas ettiği bir uygulamadır. (Anlaşılan) bu konudaki nehiy onlara ulaşmamıştır.”[1]ez-Zehebî, Telhîsu’l-Müstedrek (el-Müstedrek ile birlikte), … Devamını Oku