Alim ve Rüya

Ebubekir SifilAğustos 2002, Akaid, Gazete Yazıları, Konularına Göre, UsulLeave a Comment

Modernitenin rüya hakkındaki profan tesbitleri ile Müslüman’ın rüyaya atfettiği değer arasında bariz farklılıklar bulunması tabiidir. İkincisini, Efendimiz (s.a.v)’in rüya hakkında söylediklerindan başka birşeye dayandıramayacağımız açık. Her ne kadar hangi rüyaların makbul ve itimada şayan olduğu ve hangilerinin böyle olmadığı yolunda elimizde bir kısım ölçüler var ise de, kimi spesifik durumlarda rüyanın bundan fazla belirleyici kılındığı da dikkat çekici bir husus. … Read More

Yeni Bir İlm-i Kelam

Ebubekir Sifil2002, Akaid, Gazete Yazıları, Kelam, Konularına Göre, Temmuz 2002, UsulLeave a Comment

Bu köşede son üç yazıda söylenenlerin önümüze koyduğu önemli gerçek şudur: Çağdaş dünyada kendisini İslam’a nispet eden grup ve akımların, geçmişte Akaid/Kelam alimlerinin yaptığı türden bir analizi şu ana kadar ne yazık ki yapılmış değildir. Bugün Akaid/Kelam konusuyla ilgilenenler ve özellikle bu alanda görev yapan akademisyenler bakımından, çağdaş akımları içine alan yeni bir “Fırak” çalışması yapmak bir zorunluluk, bir borçtur. … Read More

Kur’an ve Tarihsellik

Ebubekir Sifil[dosya], 2002, Akaid, Gazete Yazıları, Haziran 2002, Konularına Göre, Kur'an-ı Kerim, Modernizm, Tarihsellik ve Hermenötik, UsulLeave a Comment

Kur’an “vahiy” midir, insan ürünü müdür? Böyle bir sorunun bir Müslüman için “saçma” olmaktan öte, “hakaret” olarak algılanmasının doğal olduğunu belirtmeye gerek yoktur. Çünkü mesele temelde bir “iman” meselesidir ve vahiy kaynaklı olduğuna iman eden bir kimse için Kur’an ile herhangi beşerî bir metin arasındaki fark –teşbihte hata görülmesin–, insan ile Allah Teala arasındaki fark gibidir. Burada ikinci bir soru … Read More

Cemaat

Ebubekir Sifil2002, Gazete Yazıları, Gündem, Haziran 2002, Konularına Göre, UsulLeave a Comment

“Ehlu’s-Sünne ve’l-Cemaa” terkibi, “Fırka-i Naciye”yi diğerlerinden ayıran  iki temel hususiyete işaret etmektedir: “Sünnet” ve “Cemaat.” “Sünnet”, sadedinde bulunduğumuz konuda, Hz. Peygamber (s.a.v)’in talim ve irşadıyla inanılması gerektiği sabit olan hususları ifade etmektedir. İtikadî alanda bu tabir, Hz. Peygamber (s.a.v)’den geldiği sabit olan hususlara iman eden kimse veya grubun Fırka-i Nâciye’ye dahil olması demektir. “Sünnet”le ayrılmaz bir ilişkisi bulunan “Cemaat” tabirinin … Read More

Mezhepler ve Doğru-Yanlış Kriterleri

Ebubekir Sifil2002, Gazete Yazıları, Haziran 2002, Konularına Göre, Mezhep, UsulLeave a Comment

Fıkhî mezhepler arasındaki görüş ayrılıklarını “anlamak”, modern Müslüman için çetrefelli meselelerin başında geliyor. Öyle ya, birden fazla doğru olamayacağına ve dahi “aklın yolu bir” olduğuna göre herhangi bir fiil için mezheplerden birisinin “doğrudur/uygundur”, diğerinin “yanlıştır/uygun değildir” demesine ne demeli? İslam dünyasının geçmişinde –istisnai durumlar haricinde–  tektipçi “resmî yorum” tekelciliği olmamıştır. Bu yüzden de kaynağın tek ve resmî yorumu –ne gariptir … Read More

Dâru’l-Hikme Hakkında

Ebubekir Sifil2002, Gazete Yazıları, Gündem, Haziran 2002, Konularına Göre, UsulLeave a Comment

Bazı okuyucular, daha önce bu köşede açılışı vesilesiyle kendisinden söz ettiğim Daru’l-Hikme’nin kuruluş amacı, hedefleri vs. hakkında daha fazla bilgi istiyor. Daru’l-Hikme, modernleşmenin geldiği son aşama olan “küreselleşme” ile birlikte İslam dünyasında yaşanan “değerler çözülmesi”nin bizi, dünya hayatında küresel güç denkleminde var olmak bakımından bir yere götürmeyeceği gibi ahiret hayatımızı da tehlikeye atmakta olduğu temel tesbitinden hareket etmektedir. Bu temel … Read More

Hadis’i Feda Ederek “Din’i Kurtarmak”

Ebubekir Sifil2002, Akaid, Gazete Yazıları, Gündem, Haziran 2002, Konularına Göre, Modernizm, UsulLeave a Comment

Temel Hadis kaynaklarının hemen tamamında nakledilen bir rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.v) bir bayram namazında  kadınlar  cemaatine özel olarak hitap etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Aklı ve dini noksan olanlar içinde sizin kadar akıl sahiplerine galebe çalanını görmedim.” Orada bulunan kadınlardan dirayet sahibi birisi, buradaki “akıl ve din noksanlığı”ndan maksadın ne olduğunu sorunca Efendimiz (s.a.v) şöyle bir açıklama yapmıştır: “Akıl noksanlığı, … Read More

DİB İstişare Toplantısı Sonuç Bildirgesi Üzerine – II

Ebubekir Sifil2002, Fıkıh, Gazete Yazıları, Gündem, Haziran 2002, Konularına Göre, Ümmet, UsulLeave a Comment

Klasik kaynaklarda dinî hükümler için zikredilen örneklerle yetinilmesinin de, bu noktada seçilen olumsuz örneklerin günümüz anlayışı ile karşı karşıya getirilerek peşinen mahkûm edilmesinin de yanlış olduğunu vurgulayan 6. madde –soyut olmakla birlikte– oldukça yerinde. Son derece önemli bir hususu ela almakla birlikte, birşey söylememesiyle dikkat çeken yedinci maddeyi yorumsuz olarak aynen alıyorum: “Dinî hükümlerin zaman ve mekân bağlamında değişmesi, temel … Read More

DİB İstişare Toplantısı Sonuç Bildirgesi Üzerine – I

Ebubekir Sifil2002, Gazete Yazıları, Gündem, Haziran 2002, Konularına Göre, Modernizm, Ümmet, UsulLeave a Comment

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geçtiğimiz hafta düzenlediği “Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı”nın sonuç bildirgesi olarak açıklanan metin gerçekten önemli değerlendirmeler içeriyor. Önemine binaen sözkonusu metin hakkında dikkat çekilmesi gereken hususları özetlemeye gayret ederek birkaç yazı halinde sizinle paylaşmak istiyorum. Arz edeceğim hususlar, bildirge metninde yer alan maddelerle aynı sıralama içinde olacak. Birinci maddede dinî metinlerin (Kur’an ve hadisler) anlaşılması ve yorumlanmasında … Read More

Diyanetin İstişare Toplantısı Üzerine

Ebubekir Sifil2002, Gazete Yazıları, Gündem, Haziran 2002, Konularına Göre, Mezhep, Modernizm, Ümmet, UsulLeave a Comment

Öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonu ve geniş bir akademisyen kadrosunun katılımıyla geçtiğimiz hafta başlayıp biten istişare toplantısının yerinde bir gelişme olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Ülkemizde maalesef yıllardır medyanın belirlemesine terkedilmiş bulunan dinî/ilmî meseleler, ele alınış biçimi ve maksadındaki sakatlıklar dolayısıyla şimdiye kadar zihinlerde sadece “tartışma alanları” olarak kaldı. Medyanın önce “problem”e dönüştürüp, sonra da çözümsüzlüğe terkettiği konuları takdim ediş tarzından, “ilim … Read More