“Nüzul-i İsa (a.s)” meselesinde Kelam alimlerinin ne dediğini görmeden ikna olmayanların içine düştüğü çelişki anlaşılır gibi değil. Ayet veya hadislerin sarahaten delalet etmediği ve fakat Kelam alimlerinin kabul edip savunduğu bir mesele getirilse “naklî delil isterim” ısrarında olmayı anlamak mümkün. Ancak burada durum tam tersi bir mahiyet arz ediyor. Diyelim ki ortada bazı Kelam alimlerinin “Nüzul-i İsa (a.s)” ile ilgili bir tasrihatı yok. Öyle de olsa Ehl-i Sünnet akaidi konusundaki otoritesi müsellem bulunan İmam Ebû Hanîfe‘nin bu … Devamını Oku
Nüzul-i İsa (as) Meselesi ve Kelam Alimleri-2
Kelam kitaplarını nasıl okumalıyız? Herhangi bir meselenin herhangi bir Kelam aliminin herhangi bir eserinde yer almamasını nasıl değerlendirmeliyiz? Hatta herhangi bir meselenin herhangi bir Kelam aliminin herhangi bir eserinde bir şekilde yer almış olması, o meselenin o alim tarafından nihaî olarak o şekilde değerlendirildiği anlamına gelir mi? Küçük bir örnek: Modern zamanların hakim kanaatine göre, İmam el-Eş’arî, insanda bir kesb kudreti bulunduğu ve fakat bu kudretin, fiillerin meydana gelmesine herhangi bir surette tesirinin söz konusu olmadığı görüşündedir. … Devamını Oku
Nüzul-i İsa (as) Meselesi ve Kelam Alimleri – 1
Bundan bir süre önce TV5‘te katıldığım bir programda kısmen de olsa “Nüzul-i İsa (a.s)” meselesini konuşmuştuk. Diyalog konusuyla aynı programa “sıkıştırdığımız” bu mesele hakkında söylenmesi gerekenler elbette o kısa süre içinde tam anlamıyla söylenemezdi. Başlıklar halinde değinip geçmek zorunda kaldık. Ardından Dâru’l-Hikme‘de bu konu hakkında geniş bir söyleşi yaptık. Nüzul-i İsa (a.s) meselesinin hemen her veçhesiyle ele alındığı o söyleşinin metni www.ebubekirsifil.com ve www.darulhikme.org.tr adreslerinde mevcut. Sözünü ettiğim programdan önce bir başka televizyon kanalında Prof. Dr. Y.N. … Devamını Oku
İmanın Anlamı Var Olmanın Anlamıdır-3
Kişi hakkıyla iman etmekle, eşyanın künhüne inebilme, sebepleri ve olayları birbirine bağlayan rabıtayı sezebilme ve zahir-i halin ötesine uzanabilme yetisine kavuşabilir. Bu, “hikmet” dediğimiz şeydir ki, “mü’minin yitiği“dir[1]et-Tirmizî, “İlim”, 19; İbn Mâce, “Zühd”, 15. Zayıf olduğu belirtilmiştir. ve nerede bulursa bulsun, mü’min onu öz malı olarak alır. Burada bir parantez açarak belirtelim ki, hikmetin mü’minden başkasında da bulunabileceğinin ifade buyurulması, hikmetin cevherinin imandan başka birşey oyduğunu göstermez. Bunu, “… nice fıkıh taşıyan kimse vardır ki fakih değildir“[2]Ebû Dâvûd, … Devamını Oku
İmanın Anlamı Var Olmanın Anlamıdır-2
İmanın hayatın temel anlamı ve amacı olduğunu kavrayan kişi “sırat-ı müstakim“e adım atmış demektir. Sonrası, “dosdoğru” yolu “dosdoğru” yürümeye kalıyor. Ne var ki en az birinci merhale kadar dikkat ve hassasiyet isteyen bir aşamadır burası. Efendimiz (s.a.v)’in, “Beni Hûd (suresi) ve kardeşleri… ihtiyarlattı“[1]et-Tirmiz”i, “Tefsîr”, sure: 56 (el-Vâkı’a); el-Hâkim, el-Müstedrek, II, 343 (ez-Zehebî, İmam el-Buhârî’nin şartlarına uyan sahih bir rivayet olduğu … Continue reading buyurduğunu biliyoruz. Yaygın bilgi, Efendimiz (s.a.v)’in, 11/Hûd suresinin 112. ayetinde geçen “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” emr-i … Devamını Oku
İmanın Anlamı Var Olmanın Anlamıdır-1
Soru Allah’a iman konusunun hayatımızın her alanına ve davranışlarımıza etkisi nedir? Cevap Her şeyden önce belirtmek gerekir ki iman, varlığın ve hayatın temel anlamı, mahiyeti ve hedefi konusundaki biricik doğru izahın biricik adresidir. Hayatı doğru yaşamanın bir tek yolu vardır: Hayata doğru anlam vermek. Niçin var olduğumuz sorusunu doğru cevaplandırmadan doğru bir hayat yaşamamız mümkün değildir çünkü. Peki “hayata doğru anlam vermek” nedir? Bizler, hepimiz, bütün yaratılmışlar, zamanın geriye doğru bir kertesinde “yokluk“tan ve “hiçlik“ten “varlık” alemine … Devamını Oku
Peygamber Mirasıyla Var Olmak
Peygambersiz dönemde yaşamak “peygambersiz yaşamak” değildir. Bu, özellikle Ümmet-i Muhammed için son derece önemli bir noktadır. Zira Efendimiz s.a.v., “Size iki şey bırakıyorum; onlara sıkıca sarıldığınız zaman asla yoldan sapmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Rasulü’nün sünneti..” buyurmuştur. Müminleri diğer insanlardan ayıran en temel özellik, “istikamet üzere” yürüyor olmalarıdır. Onlara bu farklılığı kazandıran ise, peygamberler silsilesinin tarih boyunca insanlığa hatırlattığı, uygulamalı olarak gösterdiği ve nihayet Son Peygamber s.a.v.’de ekmel seviyesine ulaşan özelliktir: Hayatı “rabbanî” boyutuyla hissetmek ve yaşamak!.. İnsanın … Devamını Oku
Mana Önderlerimizden
İnanç ve kültürümüz bize, yaşadığımız toprağı sadece üstündekiler sebebiyle değil, aynı zamanda altındakiler sebebiyle aziz bilmeyi telkin eder. Toprağın altındakilerle üstündekileri birbirine bağlayan rabıtadan habersiz olanlara “şerefu’l-mekân bi’l-mekîn” (mekânın kıymeti orayı mekân tutmuş olandan gelir) sözünü –anlasalar da– dirilere tahsis etme kısırlığıyla maluldürler… Musa b. Ukbe‘lere, İbn İshak‘lara kadar uzanan genel maksatlı kronolojik tarih yanında, İbn Sa’d‘dan bu yana muntazaman devam edegelmiş bulunan tabakat ve teracim yazma geleneğimiz, branşları, meşrepleri, mekânları ve zamanları çok yönlü çalışmalarla kesintisiz … Devamını Oku
İki Kitap
“Okuyucu Soruları” serisinden hazır fırsat bulmuşken masamın üzerinde epeydir bekleyen iki kıymetli çalışmadan bahsetmek istiyorum. Bunlardan ilki, Marmara İlahiyat’tan iki hocanın, Prof. Dr. İsmail Yiğit ile Prof. Dr. Raşit Küçük‘ün kaleme aldığı bir “Siyer-i Nebi” çalışması. “Hz. Muhammed (s.a.v)” isimli bu çalışmada, her seviyeden okuyucunun Efendimiz (s.a.v)’in hayatı konusunda net bilgilerle mücehhez kılınması amaçlanmış. Gerçekten de gerek akıcı üslubu, gerekse olayları son derece güzel bir şekilde özetleyen anlatımı sayesinde “bir solukta” okunacak güzel bir çalışma çıkmış ortaya. … Devamını Oku
Diyalogculuk Versus Ulusalcılık
Arada bir “Okuyucu Soruları” serisine virgül koyup nefeslenmek istememi anormal karşılamazsınız umarım. Bugün de öyle yapacak ve fırsatını bulmuşken son zamanlarda hayli tutulan bir söylem üzerinde duracağım. Dinlerarası (buna artık “Medeniyetler arası” yahut “Kültürler arası” dememiz gerekiyormuş!) diyalog söylemini en geniş anlamıyla “siyaset”in, hatta din tasavvurunun temeline yerleştirenlerin, diyaloğun hiçbir sakıncası olmadığını, “sakıncası olmamak” ne demek, “faydalı ve gerekli olduğunu savunmalarına alışmıştık. Ancak son zamanlarda “diyaloğa itirazı olan ulusalcıdır” demeye gelen söylemleri öne çıkarmalarına bakıp da şaşırmamak … Devamını Oku