Nüzul-i İsa (as) Konusundaki Bir İşkâl Ve Cevabı

Ebubekir Sifil[dosya], 2009, Gazete Yazıları, Nisan 2009, Nüzûl-i İsâ

Hz. İsa (a.s)’ın nüzulüne naklî zeminde getirilen “ciddiye alınabilir” iddialardan birisi, nüzul-i İsa (a.s) inancının, Efendimiz (s.a.v)’den sonra peygamber gelmeyeceği gerçeğiyle çelişki teşkil etmesi. Kur’an, Efendimiz (s.a.v)’in “Hâtemu’n-nebiyyyîn” (Nebilerin sonuncusu)[1]33/el-Ahzâb, 40. olduğunu açıkça bildirmiş, Efendimiz (s.a.v) de kendisinden sonra Nebi gelmeyeceğini haber vermiştir.[2]el-Buhârî, “Enbiyâ”, 51; Müslim, “İmâre”, 44, “Fedâil”, 30… Buna bağlı olarak ileri sürülen bir diğer iddia da, Efendimiz (s.a.v)’den sonra gelmesi halinde Hz. İsa (a.s)’ın “peygamberlik” vasfından söz edilemeyeceği, bir anlamda “tenzil-i rütbe”ye maruz kalmasının söz konusu … Devamını Oku

İslamî İlimlerde Yenilik Talepleri

Ebubekir Sifil2009 Yılı, Dergi Yazıları, Dergilere Göre, Semerkand Dergisi, Yıllara Göre

Günümüzde -özellikle bir kısım akademik çevrelerde- dinin tecdidi konusunda değişik bir anlayış hüküm sürüyor. Onlar “tecdid” denildiğinde Din’in baştan aşağıya yenilenmesini, yeni ve farklı bir din anlayışının ikame edilmesini anlıyor. İtikadıyla, ameliyle, Kitap ve Sünnet anlayışıyla tamamen farklı olan bu anlayışın “Selef” konusundaki düşüncesi de farklıdır tabii olarak. Sahabe çağından itibaren her nesil, sonra gelenlerin dindarlığında, takvasında ve dinî hassasiyetinde önce geçenlere oranla bir azalma ve eksilme olduğunu söyleyegelmiştir. Herhangi bir konuda ideal davranışın ve anlayışın nerede … Devamını Oku

Ehl-i Kitap Erkekle Evlilik ve Diyanet İlmihali

Ebubekir Sifil2009, Gazete Yazıları, Mart 2009

Diyanet’in neşrettiği İlmihal’de mü’min kadının Ehl-i Kitap erkekle evliliği meselesinin işleniş tarzı konusunda son birkaç yazıda yaptığım atıfta bir “yanlış anlama” olduğunu ileri süren bir dostumun yaklaşımı üzerinde duracağım bugün. Önce İlmihal’in konuyla ilgili olarak ne dediğine bakalım: “Müslüman bir erkeğin Ehl-i kitap yani Yahudi ve Hıristiyan olmayan bir kadınla evlenmesi yasaktır. Kur’ân-ı Kerim’de, “Müşrik kadınlarla iman edinceye kadar evlenmeyin” (el-Bakara 2/221) buyurulmaktadır. Müşrik Allah’ın birliğine inanmayan, ona ortak koşan kimse demektir. Yahudi ve Hıristiyan kadınlarla evlenilebilir … Devamını Oku

Ehl-İ Kitap Kadınlarla Evlilik / 12 İmam

Ebubekir Sifil2009, 2009 Yılı, Gazete Yazıları, Mart 2009, Mart Ayı 2009 OS, Okuyucu Soruları

Soru “1-Ehli kitap sadece Musevileri ve Hıristiyanları mı kapsar? Eğer öyle ise Maide Suresi 5. ayetinde evlenilmesine izin verilmiş olanlar kadınlar yalnız Hıristiyan ve Museviler midir? Budist, Hindu, Zerdüşt bir bayanla Müslüman bir erkeğin evlenmesi caiz midir? 2-Kütübi Sitte hadis kitaplarında Peygamber Efendimiz’den rivayet olunan ‘Benden sonra 12 halife gelecek ve hepsi Kureyş’ten olacak.’ hadisi sahih midir? Bazı tefsirlerde ve hadislerde İsrailiyat olduğu söylenir yine aynı şekilde Şia ve diğer bidat mezheplerin etkileri de anlatılır. Bu da … Devamını Oku

Yine Diyanet-2

Ebubekir Sifil2009, Gazete Yazıları, Mart 2009

“Bir yazar”a cevaben kaleme aldığı yazılarından birinde Karaman hoca, Diyanet’in ve Diyanet Vakfı’nın neşrettiği her eser ve yazının Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan geçtiğini, kendisinin de “sahih İslam”ı öğrenmek isteyenlere öncelikle bu kuruldan geçen eserleri tavsiye ettiğini, bu kuruldan çıkabilecek hatalı bir kararın affedilen, hatta ecir alan “ictihad hatası” olacağını söylüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından neşredilmiş bulunan bütün eserleri kapsayan bu “garanti”ye ne kadar itimat edebiliriz? Neşri devam eden İslam Ansiklopedisi’nde cehennem azabının ebedîliği … Devamını Oku

Yine Diyanet

Ebubekir Sifil2009, Gazete Yazıları, Mart 2009

“Bir yazar”ın Diyanet’in izlediği politika ve neşrettiği eserleri konu edinen yazısı üzerine Prof. Dr. Hayreddin Karaman hocanın kaleme aldığı birkaç cevabî yazı okuduk. Hayli sert bir üslubun hakim olduğu görülen yazılarında hoca Diyanet’i ve yaptığı işleri “büyük bir fedakârlıkla” müdafaa ediyor, Diyanet’in arkasında duruyor. Bizim vergilerimizle ayakta durması, elbette bizi de ilgilendiren İslamî meselelere doğrudan müdahil olması dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’nın politikaları, faaliyetleri, ürün ve eserleri hepimizi yakından ilgilendiriyor. Hoca’nın eleştirdiği yazar da en az Hoca kadar … Devamını Oku

Ehl-i Sünnet’in Ayırt Edici Vasfı

Ebubekir Sifil[dosya], 2009, Ehl-i Sünnet, Gazete Yazıları, Mart 2009

Ehl-i Sünnet ’in Ayırt Edici Vasfı - Ebubekir Sifil

Ehl-i Sünnet’i diğerlerinden ayıran hususiyetlerin neler olduğunu bilmenin en kestirme yolu Sahabe’ye bakmaktır. Sahabe neye nasıl inanmış ve neyi nasıl yapmışsa, o hususlarda onlar gibi davranmak Ehl-i Sünnet’in ayırt edici vasfıdır. Daha önce de değişik vesilelerle ifade etmeye çalıştığım gibi, Mu’tezile’nin bir kısmı ve Haricîler dışında hiçbir fırka bir kurum olarak Sünnet’i toptan inkâr ve reddetmemiştir. Ancak bu durumun onları “Sünnet Ehli” yapmaya yetmediğine dikkat edilmelidir. Günümüzde de bir kısım çevreler Sünnet’i bir kurum olarak toptan reddetmediklerini … Devamını Oku

Rıhle 4

Ebubekir Sifil2009, Gazete Yazıları, Mart 2009

Dördüncü sayısıyla okuyucusunu selamlayan Rıhle, bu kez Kur’an tasavvurumuzu kapağa taşıdı. İmanımızın ve hayatımızın merkezinde yer aldığını söylediğimiz halde Kerim Kur’an, hayatımızda arzu edilen dönüşümü gerçekleştirmiyorsa, yeterince ciddi bir problemimiz var demektir. Bizden önceki kuşakların hayatını ve onlar vasıtasıyla dünyanın gidişatını dönüştüren Kitap bizim hayatımızda bunu yapmıyorsa, problemi kendimizde, Kitap anlayışımızda aramaktan daha tabii ve gerekli ne olabilir? Ümmet-i Muhammed’in geçmişi hakkında konuşurken, Kur’an’ı mehcur bırakma suçlamasında bulunmayı ihmal etmeyen, devr-i saadetten sonraki uzun asırları kara gözlükler … Devamını Oku

Bazı Tasavvuf Kaynaklarındaki Hadisler-4

Ebubekir Sifil[dosya], 2009, Gazete Yazıları, Mart 2009, Tasavvuf Dosyası

Serinin bu yazısında hadislerin keşfen tashihi/taz’ifi meselesi üzerinde durarak meseleyi bağlamak istiyorum. Konu hakkında bilinenleri tekrarlamak yerine, konumuzla da bağlantılı olarak can alıcı noktalar üzerinde durmayı tercih edeceğim. “Keşfî bilgi kesinlik ifade eder mi?” sorusuyla başlayalım. Öncelikle şunu ifade edelim: Usul-i Fıkıh ve Kelam eserlerinde Ehl-i Sünnet’in epistemolojisi (bilgi kaynakları ve felsefesi) ortaya konulurken “keşfî bilgi” diye bir kategoriye yer verilmediğini görüyoruz. Bununla birlikte, Tasavvuf büyüklerinin, “keşf”i, bir bilgi kaynağı olarak itibara aldığı bilinmektedir. “Zahir uleması” için … Devamını Oku

Diyanet’in “İslam’a Giriş” Serisi-3

Ebubekir Sifil2009, Gazete Yazıları, Mart 2009

Son birkaç alıntı: “Bu noktada “İslam’ın ötekine karşı takınabileceği tavır bu kategorilerden (dışlayıcı dinler, kapsayıcı dinler, çoğulcu dinler, E.S.) hangisi içinde değerlendirilmelidir?” sorusu kaçınılmaz olarak gündeme gelir. Soruya tek ve her zaman için geçerli olabilecek bir cevap vermek mümkün değildir; zira bu tavır zamana, mekâna ve içinde bulunulan şartlara göre değişir. Bir başka ifadeyle İslam, zamana, şartlara ve konuya göre bu üç kategoriden herhangi biri içinde değerlendirilebilir.” (İslam’a Giriş, -Gençliğin İslam Bilgisi-, 416.) İslam ahkâmının, ama daha … Devamını Oku