“İnsanın en büyük düşmanı nedir?” sorusuna birçok açıdan farklı cevaplar verilebilir. Bana öyle geliyor ki, en doğru –ve diğerlerini de bir şekilde içeren– cevap, bu yazının başlığını teşkil eden kelimenin müfadıdır.
İnsanın, elinde olanı elde bulundurmaya devam veya elinde bulunmasını istediği şeyi elde etme konusunda gösterdiği normal dışı arzu ve tutku, bir süre sonra kişi ile o şey arasında bir “bağlılık” hatta “bağımlılık” ilişkisi oluşmasına sebebiyet veriyor. Sonunda insan, adeta değerli ve anlamlı olan herşeyi ona bağlayarak onu … Devamını Oku
Daru’l-Hikme Seminerleri
“Bilme” isteği insanî/fıtrî bir husus. İnsan teklife muhatap kılınmış/layık görülmüş varlık olarak var kılınış amacına uygun davranmanın imkânını ancak “bilme” güdüsü ile elde edebiliyor. En temel mükellefiyetlerimizi dahi “bilmeden” yerine getiremiyoruz.
Buraya kadar problem yok. Problem buradan sonra başlıyor. İnsan, özellikle de modern dünyada var olma mücadelesi veren Müslüman, neyi, nasıl, ne ölçüde bilmesi gerektiği konusunda sağlaması yapılmış bir kanaate sahip değilse, “bilme” güdüsü başı sonu belirsiz bir serüvene dönüşecektir kaçınılmaz olarak. Bu serüvenin sonunda ne mi olacak? … Devamını Oku
Sevinemedik!..
2006’dan bu yana HAMAS’ın elinde bulunan Gilat Şalit isimli İsrailli askere karşılık İsrail hapishanelerinde bulunan 1000’in üzerindeki Filistinli mahkûmun serbest bırakılması konusunda anlaşma sağlandığı haberi genel olarak sevinçle karşılandı.
HAMAS sözcüsü anlaşmayı “zafer” olarak nitelemiş. İsrail’in böyle bir anlaşmayı kabullenmek zorunda kalması dolayımında bu duygunun Filistin konusunda hassasiyet sahibi herkes ve her kesim tarafından paylaşıldığını söylemek gerçeğin ifadesi olacak. Kurulduğu günden bu yana hiçbir görüşünden geri adım atmayan, hiçbir girişiminden nedamet izhar etmeyen “burnu havada” bir İsrail vardı … Devamını Oku
Özdemir İnce Nerede Yaşıyor?-2
Özdemir İnce gibilerin hoşuna gitse de gitmese de bu ülke vatandaşlarının kahir ekseriyeti Müslümandır. Müslümanların İslam’la ilişkisini, Hristiyanların veya başka din mensuplarının kendi dinleriyle ilişkisine benzetmek, meseleyi böyle algılama ısrarında olmak yanılgıdan ve sukut-i hayalden başka bir şey getirmez!
İslam modernistlerinin veya “Din’de reform/Dinî yenilenme” taraftarlarının anlayamadığı da burası. Şurada burada lokal hareketler/oluşumlar vücut bulmuş ve Cemaleddin Efganî veya Musa Carullah Bigiyef gibi isimlere “İslam’ın Lutheri” gibi yaftalarla büyük umutlar bağlanmış olsa da, bu dinin “çakma Luhter”ler eliyle … Devamını Oku
Abdullah b. Sebe’ Hayal mi Hakikat mi?-1
Soru
(…) Abdullah b. Sebe hakkındaki ihtilafın durumu nedir? Yani böyle biri var mı yok mu? Ayrıca Hz Ali’nin ilah olduğunu söyleyenleri yakması olayı da sahih mi? Hocam aydınlatırsanız çok teşekkür ederim.
Cevap
Abdullah b. Sebe’ isimli bir şahsın aslında hiç var olmadığı, onun ismi etrafında nakledile gelen olayların tamamının kurgudan ibaret olduğu, bir kısım araştırmacılarla İmamiye Şiası’na mensup bazı kimseler tarafından son zamanlarda ortaya atılmış bir iddiadır.
Bu iddianın ortaya atılış sebebi, Şia dediğimiz yapı içindeki birtakım aşırı grupların inançlarının … Devamını Oku
Özdemir İnce Nerede Yaşıyor?-1
Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker, bir TCDD görevlisinin, “bayan yanı” olduğu gerekçesiyle bir grup gence bilet satmadığı şeklindeki haberden hareketle “Ülke yönetiminde biz söz sahibi olsaydık o memur hakkında “vatandaşın anayasal seyahat hürriyetini gasp etmekten” derhal soruşturma açardık. Siz hâlâ teokrasinin Meclis oylaması sonrası Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla geleceğini mi sanıyorsunuz?” demiş.
Özdemir İnce Hürriyet’teki “Teokrasi Yasayla Gelmez” başlıklı köşe yazısında (28 Eylül Çarşamba), bu haberi zikrettikten sonra bunun ender rastlanan bir olay olmadığını söylüyor ve benzer hadislerin … Devamını Oku
“Mayınlı Alan”
Fikirlerinden ve sayısı 50’yi geçen kitaplarından başka bir eylemi olmayan bir adam… Silahlı terör örgüt kurmak suçundan müebbete mahkûm. Ortada ne örgüt var, ne hiyerarşik bir yapı.
Ortada bir suç varsa eğer, “suçun şahsiliği” ilkesi, suçun faili/failleri ile sınırlı bir müeyyideyi öngörür. Onu müebbete mahkûm eden hakim, fikirlerinden etkilenip eylem yapan insanların sorumluluğunu ona yükleyen bir yaklaşım sergilemiş. “Hiyerarşi yok, eylem yok, eylem talimatı yok, tanışıklık yok… Buna rağmen ‘olsa olsa budur’ mantığı üzerine bina edilen bir hüküm … Devamını Oku
İçki İçenin Namazı, Tavla ve Satranç-3
Okuyucu sorusunun son kısmı tavla ve satranç oynamanın hükmüyle ilgiliydi. Bu yazıyı da bu noktaya tahsis edeceğim.
Tavla oynamanın hükmü:
Tavla oynamaktan sakındıran sahih hadisler vardır. Ezcümle Efendimiz (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Tavla oynayan, Allah’a ve Resulü’ne isyan etmiştir.”[1]el-Muvatta, “Câmi’”, 49, Ebû Dâvud, “Edeb”, 64, İbn Mâce, “Edeb”, 43, Ahmed b. Hanbel, IV, 394, 7, 400… jQuery(‘#footnote_plugin_tooltip_1234_10_1’).tooltip({ tip: ‘#footnote_plugin_tooltip_text_1234_10_1’, tipClass: ‘footnote_tooltip’, effect: ‘fade’, predelay: 0, fadeInSpeed: 200, delay: 400, fadeOutSpeed: 200, position: ‘top center’, relative: true, offset: [-7, … Devamını Oku
“Anlamak” ve “Yorumlamak”
Bizim Kur’an ve Sünnet’e yaklaşımımız, onları, elimizden tutup bizi sahil-i selamete çıkaran birer “delil/rehber” kabul etmek şeklindedir. Bu cümleye itiraz eden çıkmaz da, buradaki “delalet” meselesinin mahiyeti söz konusu olduğunda anlayış ve yaklaşımların birbirinden ayrılmaya başladığını görürüz. Bir yaklaşım, “nötr bir zihne Kur’an ve Sünnet ne diyorsa, aslolan odur” derken, diğer bir yaklaşım, tarihselliği ve maksadını aşmış “makasıd” anlayışını öne çıkartır.
Söz gelimi, aile kurumunu oluşturan bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak, eş ve çocukların kimseye muhtaç olmadan geçinmelerini temin etmek … Devamını Oku
Bir Tahrif Örneği: Müşrikler Kâbe’yi Tavaf Edebilir mi?
Geçtiğimiz Cuma günü bir televizyon kanalında tekrarı verilen bir programa denk geldim. Ankara İlahiyat’tan bir profesör konuşuyor. Konu, Karaman hocanın bir süre önce gündem olan yazısı. Konuşan akademisyen, Karaman hocanın sözleriyle Hitler faşizmi arasında paralellikler kuruyor ve sözü Kur’an’a getiriyor. Mâide suresinin 2. ayetinin, Kâbe’yi tavaf için gelen müşriklerin bundan alıkonulmaması hükmünü getirdiğini ve bunu da sadece İmam el-Mâturîdî’nin Te’vîlât’ında açıkça gördüğünü söylüyor. Ve tabii arkasından, müşriklere bile Müslümanlar için en kutsal mekânlardan biri olan Kâbe’yi tavaf … Devamını Oku