Kur’an Müslümanlığı-14

Ebubekir Sifil[dosya], 2008, Gazete Yazıları, Kur'an Müslümanlığı, Mayıs 2008

  1. Kuran’ın bütün emirleri İslam’ın şartıdır.

Bu tesbit Usul formasyonundan yoksun bir bakış açısının ürünüdür. Zira “İslam’ın şartları” nitelemesiyle yaygın olarak bildiğimiz, Efendimiz (s.a.v)’in –başta Cibrîl (a.s) hadisi olmak üzere– birçok rivayette bizzat ifade buyurduğu hususlardan müteşekkil alandır.

Bu alanın “levazımatı” (olmazsa olmazları) vardır, “tahsiniyat” kabilinden olanları vardır ve bunların her biri, doldurduğu boşluğa göre önem arz eder.

Mesela namaz, oruç ve diğer ibaretler, bir kimsenin Müslüman olması, İslam çerçevesi içinde addedilmesi için olmazsa olmaz hususlardır. Yani “İslam’ın şartları”dır. Ama –söz gelimi– Efendimiz (s.a.v)’in, “Kişinin, kendisini ilgilendirmeyen hususlara dalmaması Müslümanlığının güzelliğindendir”[1]el-Muvatta, Ebû Dâvud, et-Tirmizî, İbn Mâce… hadisi, kendisini ilgilendirmeyen hususlara dalmamanın Müslüman sayılmak için “şart” olmadığını açıkça iade etmektedir.

Bu durum Kur’an’da emir kipiyle yer alan ifadeler için de geçerlidir. Yani bu şekildeki her ifadenin “İslam’ın şartı” olduğunu söylemek mümkün değildir.

Kur’an’da, “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için; sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah ayetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar”[2]2/el-Bakara, 187. buyurulmuştur.

Konumuz bakımından hayli enteresan bir ayettir bu. Zira birden fazla emir kipi ihtiva etmekte ve fakat bu emirlerin her biri vücub, nedb, ibaha (bağlayıcı emir, teşvik, serbestiyet) bildirme noktasında birbirinden farklılık göstermektedir.

“Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın” cümlesi ibaha bildirmektedir. Zira hem sözün bağlamından, hem de halin icabından ve ilgili diğer delillerden açıkça anlaşılmaktadır ki, Ramazan gecelerinde cinsel bileşme farz, vacib, sünnet veya mendub değildir. Sadece “mübah” (serbest kılınmış) dır.

Aynı cümlenin “Allah’ın sizin için takdir ettiğini isteyin” kısmı için de farziyet, vücubiyet… ten bahsetmek doğru değildir.

“Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için; sonra akşama kadar orucu tamamlayın” cümleleri için de benzer bir durum söz konusudur. Sahur yemeği yemek farz ya da vacip değildir. Buna mukabil orucu akşama kadar –bir şey yiyip içmeden– devam ettirmek farzdır.

Ayetin sonundaki “Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın” ifadesi, evvelinde yer alan hususların tamamının bağlayıcılık bakımından aynı derecede olduğu anlamına gelmez. Zikredilen hususların her birinin yerli yerinde değerlendirilmesi, olması gereken yere konması gerektiğini anlatır.

Yazının başında yer alan soru metnindeki tesbit esas alındığında bu ayet içinde emir kipiyle yer alan hususların tamamının “İslam’ın şartı” olduğunu söylemek gerekecektir. Buna göre bir kimse sahur yemeği yemediği ya da Ramazan gecesi eşiyle birleşmediği için İslam’ın şartlarını ihlal etmiş ve doğal olarak Din’in dışına düşmüş olacaktır!! Aklı başında bir kimsenin böyle bir şey söylemesi mümkün değildir..

Devam edecek.

Milli Gazete – 25 Mayıs 2008

Kaynakça/Dipnot

Kaynakça/Dipnot
1 el-Muvatta, Ebû Dâvud, et-Tirmizî, İbn Mâce…
2 2/el-Bakara, 187.