Tevrat Ve İncil’deki Nur-6

Ebubekir Sifil2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları, Temmuz 2006, Temmuz Ayı 2006 OS

5/el-Mâide, 48 ve 49. ayetlerde Efendimiz (s.a.v)’e, Ehl-i Kitab’a “Allah’ın indirdiğiyle” hükmetmesi emir buyurulmaktadır. Her iki ayette de tekrar edilen bu emrin mahiyeti ne olabilir?

“Buradaki “Allah’ın indirdiği” ifadesinden kasıt Tevrat ve İncil’in tahrif edilmemiş halidir” diye düşünürsek önümüze şu problemler çıkmaktadır:

  1. Kur’an, Tevrat ve İncil’in tahrif edildiğini haber verdiğine göre[1]Bkz. 2/el-Bakara, 75, 9, 174; 3/Âl-i İmrân, 78; 4/en-Nisâ, 46; 5/el-Mâide, 13… Efendimiz (s.a.v), Tevrat ve İncil’in orijinalinde neyin nasıl emredildiğini nereden bilecektir?

Bu sorunun iki cevabı vardır: a) Kur’an’la, b) Kur’an dışı bir vahiyle. Sonuçta ikisinin de “vahiy” olması dolayısıyla aslında bu sorunun cevabının tek olduğu da söylenebilir. Hemen belirtelim ki onlara vahiyle hüküm verilmesi, kendi hukuklarını kendi aralarında icra etmeyip Efendimiz (s.a.v)’e başvurmaları halinde söz konusudur. İyi ama Yahudi ve Hristiyanlar’a, işlerine gelmediği için tahrif ve tebdil ettikleri ahkâm ile hükmetmek, bir anlamda onları inanmadıkları ya da geçerliliğini kabul etmedikleri şeyle ilzam etmek değil midir? Onlar kendi kitaplarındaki ahkâmı bile bile değiştirdiklerine göre artık o ahkâma inanmıyorlar demektir. Öyleyse onları Kur’an’la ilzam etmek ile kendi kitaplarıyla ilzam etmek arasında sonuç olarak herhangi bir farklılık söz konusu olmayacaktır.

Bu noktada muhtemel bir itiraz üzerinde duralım: Kur’an’ın birçok ayetinde[2]Mesela 5/el-Mâide, 43. Ehl-i Kitab’a verilen kitapların Efendimiz (s.a.v) döneminde mevcut nüshalarının “Allah Teala’nın emrini” muhtevi olduğu beyan buyurulmaktadır. Öyleye Tevrat ve İncil’in tahrif edildiğini söylemek doğru değildir.

Bu itiraza iki yönden cevap veririz:

  1. 5/el-Mâide, 43 ve benzeri muhtevadaki ayetlerden hareketle genelleme yaparak Tevrat ve İncil’in Allah Teala’nın emrini muhtevi olduğunu, dolayısıyla lafzen tahrif edilmediğini söylemek doğru değildir. Bu ayetler, Tevrat ve İncil’in, belli bir konudaki (mesela 5/el-Mâide, 43’te –nüzul sebebi ile ilgili rivayetler dikkate alındığında– “recm” konusundaki) ayetlerinin lafzen tahrif edilmediğini gösterir. Bu durumu genelleştirmek doğru değildir.
  2. Kur’an’ın, Tevrat ve İncil’de bulunduğunu haber verdiği birçok hususun bu iki kitabın bugün elimizdeki nüshalarında yer almıyor oluşu bu kitapların sadece yorum tahrifine değil, aynı zamanda lafızlar üzerinde vaki tahriflere de maruz kaldığını gösteren en önemli delildir. Efendimiz (s.a.v) ve Sahabe’nin (Allah hepsinden razı olsun) özelliklerinin Tevrat ve İncil’de zikredilmesi[3]Bkz. 7/el-A’râf, 157; 48/el-Feth, 29., Tevrat’ta birçok peygambere çirkin fiiller isnad edilmesi, İncil’de (mevcut 4 İncil’de) ahkâm sahasıyla ilgili –Kur’an’ın haber verdiği– hususların yer almayışı… bu durumu tescilleyen örneklerdir.

5/el-Mâide, 48 ve 49 ayetlerinde zikredilen husus (Ehl-i Kitab’a “Allah’ın indirdiğiyle hükmedilmesi” emri), birçok çağdaş araştırmacı ve akademisyen tarafından Ehl-i Kitab’a Tevrat ve İncil ile hüküm verilmesi” olarak anlaşılmakta ve yorumlanmaktadır.[4]Mesela Prof. Dr. Süleyman Ateş bunlardandır. Delil olarak da Kur’an’da Tevrat, İncil vs.den bahsedilirken “Ehl-i Kitab’a indirilenler”, Kur’an’dan bahsedilirken de “Size/Sana, Peygamber’e/Mü’minler’e indirilen” ifadesinin kullanılması zikredilmektedir.

Oysa bu tesbitin muttarit bir kaide olarak zikredilmesi doğru değildir. Zira Kur’an’da farklı bağlamlarda gerek Efendimiz (s.a.v)’in, gerekse Kur’an’ın –tüm insanlara, Mekke ve çevresinde bulunanlara, putperestlere… gönderildiği zikredildiği gibi– Ehl-i Kitab’a gönderildiğini ifade eden ayetler de mevcuttur.[5]Mesela bkz. 5/el-Mâide, 15, 9, 84; 98/el-Beyyine, 1, 4… Dolayısıyla böyle bir kaideleştirmeye gitmek isabetli değildir.

  1. 5/el-Mâide, 48 ayetine yakından baktığımızda şu hususu tesbit ediyoruz: Efendimiz (s.a.v)’in Ehl-i Kitap arasında “Allah’ın indirdiğiyle” hüküm vermesinin emir buyurulduğu cümle, Kur’an’a atıf yapan cümleler arasında yer almaktadır: “Sana da, önünde bulunan kitapları tasdik edici ve onlara bir şahit olmak üzere bu Hak Kitab’ı indirdik. Onun için sen de aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak sana gelen Hak’tan sapma.”

Eğer bu ayetin Ehl-i Kitab’a kendi kitaplarıyla hüküm verilmesini ifade ettiği söylenecek olursa, ayetin anlam örgüsü bozulmakta ve adeta şöyle bir anlatım ortaya çıkmaktadır: Sana şu şu özelliklerdeki Kur’an’ı indirdik. Ehl-i Kitap arasında onların kitaplarıyla hüküm ver. Onların arzularına uyarak Kur’an’dan sapma.

Devam edecek.

Milli Gazete – 1 Temmuz 2006

Kaynakça/Dipnot

Kaynakça/Dipnot
1 Bkz. 2/el-Bakara, 75, 9, 174; 3/Âl-i İmrân, 78; 4/en-Nisâ, 46; 5/el-Mâide, 13…
2 Mesela 5/el-Mâide, 43.
3 Bkz. 7/el-A’râf, 157; 48/el-Feth, 29.
4 Mesela Prof. Dr. Süleyman Ateş bunlardandır.
5 Mesela bkz. 5/el-Mâide, 15, 9, 84; 98/el-Beyyine, 1, 4…