Ehl-i Kitap Kadınlarla Evlilik / 12 İmam-2

Ebubekir Sifil2009, 2009 Yılı, Gazete Yazıları, Nisan 2009, Nisan Ayı 2009 OS, Okuyucu Soruları

Birinci kısmını bir önceki Pazar yazısında cevaplandırdığım sorunun ikinci kısmı şöyleydi: “Kütübi Sitte hadis kitaplarında Peygamber Efendimiz’den rivayet olunan ‘Benden sonra 12 halife gelecek ve hepsi Kureyş’ten olacak.’ hadisi sahih midir? Bazı tefsirlerde ve hadislerde İsrailiyat olduğu söylenir. Yine aynı şekilde Şia ve diğer bidat mezheplerin etkileri de anlatılır. Bu da bu tür bir hadis midir? Şia bu hadisten 12 İmama işaret edildiği manasını çıkarıyor.”

Önce mezkûr hadisin durumunu görelim: Efendimiz (s.a.v), hepsi de Kureyş kabilesinden olmak üzere kendisinden sonra 12 halife geleceğini haber vermiştir.[1]el-Buhârî, “Ahkâm, 51; Müslim, “İmâre”, 5-10; Ebû Dâvûd, “Mehdî”; et-Tirmizî, “Fiten”, 45; Ahmed b. Hanbel, V, 90, 2… İmam Müslim’in, hadislerin metinlerindeki değişiklikleri zikretme adeti doğrultusunda yer verdiği metinlere bakıldığında değişik lafızlarla nakledildiğini gördüğümüz bu rivayetin sıhhati konusunda herhangi bir şüphe yoktur. Bu söylediğimin özellikle –bütün varyantlarda müştereken yer alan– “Benden sonra 12 emir gelecektir” ve “hepsi de Kureyş’tendir” kısımları için hakikat olduğu açıktır.

Bu rivayetin hangi Hadis ve Tefsir kaynaklarında İsrailiyat’tan addedildiğini ve İsrailiyat iddiasının nasıl bir dayanağının bulunduğunu bilmiyorum. Ancak muhtevasına bakıldığında bu rivayetin İsrailiyat ile ilişkilendirilemeyeceği ortadadır.

Yine bu rivayette Şia etkisi aramak da tutarlı değildir. Zira rivayette Şia’nın temel tezlerine dayanak teşkil edebilecek herhangi bir nokta yoktur. Şia’nın “12 imam” inancı ile bu rivayet arasındaki tek ortak nokta “12” rakamıdır. Oysa rivayetteki 12 rakamı Kureyş kabilesine mensup olacak emirleri/halifeleri anlatırken, Şia’nın temel inanç umdelerinden birisini oluşturan “12 imam” telakkisinin emir/halife muhtevalı olmadığı aşikârdır.

Esasen Şia’nın tamamının “12 imam” inancını paylaşmadığı malumdur. Bu inanç Şii gruplar içinde sadece İsnaaşeriyye’ye aittir. Onlar imametin babadan oğula intikal etmek üzere sırasıyla Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Ali Zeynelabidîn, Muhammed el-Bâkır, Ca’fer es-Sâdık, Musa Kâzım, Ali er-Rıdâ, Muhammet et-Takî, Ali en-Nakî, Hasan el-Askerî ve Muhammed el-Mehdî’ye intikal ettiğini, Muhammed el-Mehdî’nin, küçük bir çocukken gaybete çekildiğini ve kıyamete yakın tekrar geri geleceğini söylerler. Mehdî-i muntazar odur.

Şii gruplardan Zeydiyye, Hz. Hasan’dan sonra sırasıyla oğlu Ali, torunu Zeyd ve onun oğlu Yahya’nın imametine inanır.

Keysaniyye, Hz. Hüseyin’den sonra Muhammed b. el-Hanefiyye’nin imam olduğunu söyler. Ondan sonra imametin kime geçtiği konusunda ise ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı, oğlu Abdullah’a, bir kısmı ise kardeşi Hz. Hüseyin (r.a)’ın oğlu Ali Zeynelabidin’e intikal ettiğini söylemiştir.

Farklı şii grupların imamet konusundaki görüşleri bunlardan ibaret değildir. Ancak meselemiz bu olmadığı için burada detaya girmeyeceğim. Örnek olarak zikrettiklerim Şia’nın imamet inancı konusunda fikir verici mahiyettedir.

Yeri gelmişken Mehdi inancından da bir nebze bahsedelim: Yukarıda İsnaaşeriyye’nin, Muhammed el-Mehdî’nin mehdiliğine inandıklarını ve Mehdî-i muntazar (beklenen Mehdi) olarak onu gördüklerini söylemiştim. Şia’nın hemen her bir alt grubunun “beklenen mehdi” olarak gördüğü şahıs farklıdır. Fırak ve Milel-Nıhel kitaplarında Şia’dan bahsedilirken bu nokta detaylı olarak zikredilir.

Ehl-i Sünnet’in Mehdi telakkisi ile bunları birbirine karıştırmamak gerekir. Aradaki en önemli farklar şunlardır:

  1. Şia, tarih içinde yaşayıp ölmüş –bir kısmının adı yukarıda zikredilen– şahısların kıyamete yakın rücu edeceğine (geri geleceğine) inanır. Her bir şii grubun “beklenen mehdi”si farklıdır. Ehl-i Sünnet’te ise böyle bir inanç yoktur. Ehl-i Sünnet Mehdi’ye herhangi bir olağanüstülük atfetmez. Biz onun, bu Ümmet’in yetiştirdiği üstün kabiliyetli liderlerden biri olacağına inanırız. O da her insan gibi normal bir ana-babadan doğup büyüyecek ve kader-i ilahinin sevkiyle tabii süreçler sonucunda işbaşına geçecektir.
  2. Şia’da “Mehdi beklemek” temel bir inanç umdesidir. Hatta “takiyye” inancının bununla doğrudan ve sıkı bir ilişkisi vardır. Ehl-i Sünnet’te ise “Mehdi beklemek” diye bir inanç ve telakki yoktur. Bizde herhangi bir işimizi Mehdi’ye havale ederek, onun zuhurunu bekleme tavrı ne dün vardı, ne de yarın olacak.
  3. Ehl-i Sünnet’in Mehdi inancı sahih hadislere dayanır. Ulemamızın belirttiği gibi bu hadisler manevî mütevatir seviyesindedir.

Hammûd b. Abdillah b. Hammûd et-Tüveycirî’nin el-İhticâc bi’l-Eser alâ Men Enkera’l-Mehdî el-Muntazar isimli eseri, Mehdi meselesini ciddi anlamda rivayet ve dirayet yönünden işleyen çalışmalardan olarak şayan-ı tavsiyedir.

Milli Gazete – 5 Nisan 2009

Kaynakça/Dipnot

Kaynakça/Dipnot
1 el-Buhârî, “Ahkâm, 51; Müslim, “İmâre”, 5-10; Ebû Dâvûd, “Mehdî”; et-Tirmizî, “Fiten”, 45; Ahmed b. Hanbel, V, 90, 2…