Nüzul-i İsa (as) Meselesi ve Kelam Alimleri-2

Ebubekir Sifil[dosya], 2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Nisan 2006, Nisan Ayı 2006 OS, Nüzûl-i İsâ, Okuyucu Soruları

Kelam kitaplarını nasıl okumalıyız? Herhangi bir meselenin herhangi bir Kelam aliminin herhangi bir eserinde yer almamasını nasıl değerlendirmeliyiz? Hatta herhangi bir meselenin herhangi bir Kelam aliminin herhangi bir eserinde bir şekilde yer almış olması, o meselenin o alim tarafından nihaî olarak o şekilde değerlendirildiği anlamına gelir mi? Küçük bir örnek: Modern zamanların hakim kanaatine göre, İmam el-Eş’arî, insanda bir kesb kudreti bulunduğu ve fakat bu kudretin, fiillerin meydana gelmesine herhangi bir surette tesirinin söz konusu olmadığı görüşündedir. … Devamını Oku

Nüzul-i İsa (as) Meselesi ve Kelam Alimleri – 1

Ebubekir Sifil[dosya], 2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Nisan 2006, Nisan Ayı 2006 OS, Nüzûl-i İsâ, Okuyucu Soruları

Bundan bir süre önce TV5‘te katıldığım bir programda kısmen de olsa “Nüzul-i İsa (a.s)” meselesini konuşmuştuk. Diyalog konusuyla aynı programa “sıkıştırdığımız” bu mesele hakkında söylenmesi gerekenler elbette o kısa süre içinde tam anlamıyla söylenemezdi. Başlıklar halinde değinip geçmek zorunda kaldık. Ardından Dâru’l-Hikme‘de bu konu hakkında geniş bir söyleşi yaptık. Nüzul-i İsa (a.s) meselesinin hemen her veçhesiyle ele alındığı o söyleşinin metni www.ebubekirsifil.com ve www.darulhikme.org.tr adreslerinde mevcut. Sözünü ettiğim programdan önce bir başka televizyon kanalında Prof. Dr. Y.N. … Devamını Oku

İmanın Anlamı Var Olmanın Anlamıdır-3

Ebubekir Sifil2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Nisan 2006, Nisan Ayı 2006 OS, Okuyucu Soruları

Kişi hakkıyla iman etmekle, eşyanın künhüne inebilme, sebepleri ve olayları birbirine bağlayan rabıtayı sezebilme ve zahir-i halin ötesine uzanabilme yetisine kavuşabilir. Bu, “hikmet” dediğimiz şeydir ki, “mü’minin yitiği“dir[1]et-Tirmizî, “İlim”, 19; İbn Mâce, “Zühd”, 15. Zayıf olduğu belirtilmiştir. ve nerede bulursa bulsun, mü’min onu öz malı olarak alır. Burada bir parantez açarak belirtelim ki, hikmetin mü’minden başkasında da bulunabileceğinin ifade buyurulması, hikmetin cevherinin imandan başka birşey oyduğunu göstermez. Bunu, “… nice fıkıh taşıyan kimse vardır ki fakih değildir“[2]Ebû Dâvûd, … Devamını Oku

İmanın Anlamı Var Olmanın Anlamıdır-2

Ebubekir Sifil2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Nisan 2006, Nisan Ayı 2006 OS, Okuyucu Soruları

İmanın hayatın temel anlamı ve amacı olduğunu kavrayan kişi “sırat-ı müstakim“e adım atmış demektir. Sonrası, “dosdoğru” yolu “dosdoğru” yürümeye kalıyor. Ne var ki en az birinci merhale kadar dikkat ve hassasiyet isteyen bir aşamadır burası. Efendimiz (s.a.v)’in, “Beni Hûd (suresi) ve kardeşleri… ihtiyarlattı“[1]et-Tirmiz”i, “Tefsîr”, sure: 56 (el-Vâkı’a); el-Hâkim, el-Müstedrek, II, 343 (ez-Zehebî, İmam el-Buhârî’nin şartlarına uyan sahih bir rivayet olduğu … Continue reading buyurduğunu biliyoruz. Yaygın bilgi, Efendimiz (s.a.v)’in, 11/Hûd suresinin 112. ayetinde geçen “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” emr-i … Devamını Oku

İmanın Anlamı Var Olmanın Anlamıdır-1

Ebubekir SifilGazete Yazıları, Nisan 2006, Nisan Ayı 2006 OS, Okuyucu Soruları

Soru Allah’a iman konusunun hayatımızın her alanına ve davranışlarımıza etkisi nedir? Cevap Her şeyden önce belirtmek gerekir ki iman, varlığın ve hayatın temel anlamı, mahiyeti ve hedefi konusundaki biricik doğru izahın biricik adresidir. Hayatı doğru yaşamanın bir tek yolu vardır: Hayata doğru anlam vermek. Niçin var olduğumuz sorusunu doğru cevaplandırmadan doğru bir hayat yaşamamız mümkün değildir çünkü. Peki “hayata doğru anlam vermek” nedir? Bizler, hepimiz, bütün yaratılmışlar, zamanın geriye doğru bir kertesinde “yokluk“tan ve “hiçlik“ten “varlık” alemine … Devamını Oku

Hz. Ömer (r.a) ve Rıdvan Ağacı-3

Ebubekir Sifil2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Mart 2006, Mart Ayı 2006 OS, Okuyucu Soruları

Bir önceki yazıdan devam. Soru şu: Hz. Ömer (r.a)’in Rıdvan ağacını kestirdiği rivayetine güveneceksek, Rıdvan bey’atında bizzat bulunan sahabîlerin onun yerini “aramalarını” ve “bulamamalarını” nasıl açıklamalıyız? Eğer sahabîler onun yerini aramışsa –ki bunun el-Buhârî ve Müslim tarafından nakledildiğini görmüştük– bu durum, o sahabîlerin o ağaca –teberrük veya hatıra yadı kastıyla– belli bir önem verdiğini gösterir. Esasen Sahabe’nin –Hz. Ömer (r.a) de dahil olmak üzere–, Efendimiz (s.a.v)’in eşyasıyla teberrükü konusunda sahih rivayetler bulunduğunu biliyoruz. Dolayısıyla burada o ağaç … Devamını Oku

Hz. Ömer (ra) ve Rıdvan Ağacı-2

Ebubekir Sifil2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Mart 2006, Mart Ayı 2006 OS, Okuyucu Soruları

Bir önceki yazıdan devam. Sahabe’nin şirke düşeceği endişesiyle Hz. Ömer (r.a)’in Rıdvan ağacını kestirdiğini anlatan senedi kesintili rivayete ihtiyatla yaklaşmamızı gerektiren rivayetler mevcuttur. Üstelik bu rivayetler diğerinden daha sahihtir. Ezcümle el-Buhârî ve Müslim tarafından nakledilen bir rivayette Tabiun’un ileri gelenlerinden Sa’îd b. el-Müseyyeb’in şöyle dediğini görüyoruz: “Babam (el-Müseyyeb b. Hazn-r.a-) Resulullah (s.a.v.)’e ağacın yanında bey’at edenlerdendi. Şöyle dedi: “Ertesi yıl hac (umre) için geldik; ancak o ağacın yeri bize gizli kaldı.”[1]el-Buhârî, “Megâzî”, 35; Müslim, “İmâre”, 77-9. Yine … Devamını Oku

Hz. Ömer (ra) ve Rıdvan Ağacı-1

Ebubekir Sifil2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Mart 2006, Mart Ayı 2006 OS, Okuyucu Soruları

Soru: Hz. Ömer’in, insanlar şirke düşerler endişesiyle Bey’aturrıdvan ağacını kestirdiği söyleniyor. Ashabın bir ağaç sebebiyle şirke düşmesi nasıl olur? Bu meselenin aslı nedir? Cevap: Bilindiği gibi Hz. Peygamber (s.a.v) Hicret’in 6. yılında 1600 sahabi ile Kâbe’yi ziyaret maksadıyla Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. Buna izin vermek niyetinde olmayan Mekke müşrikleriyle görüşmek için giden Hz. Osman (r.a) gecikince öldürüldüğü haberi yayıldı. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v), beraberinde bulunan sahabîlerden, müşriklerle ölümüne savaşma ve geri dönmeme konusunda bey’at aldı. 48/el-Feth, 18 … Devamını Oku

İki Rivayet-2

Ebubekir Sifil2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Mart 2006, Mart Ayı 2006 OS, Okuyucu Soruları

Bir önceki yazıdan devam. “Alimler peygamberlerin varisleridir” hadisi hakkında insanları yanılgıya sevk eden husus, bu cümleciğin, bir kısım farklı rivayetlerde zikrediliyor olmasıdır. Bu rivayetlerden kimisi zayıf ve muzdaribdir ve bu cümleciğin zayıf olduğunu söyleyenler, ulemanın söz konusu rivayetler hakkında verdiği hükmü tekrar etmiş olmaktadır. Bir önceki yazıda el-Aynî’den naklettiğim hususlar bunun örneğini teşkil etmektedir. Oysa bu cümlecik, 5 sahabîden (Abdullah b. Mes’ûd, Câbir b. Abdillah, Ebu’d-Derdâ, el-Berâ b. Âzib, Abdullah b. Amr –Allah hepsinden razı olsun–) nakledilen … Devamını Oku

İki Rivayet-1

Ebubekir Sifil2006, 2006 Yılı, Gazete Yazıları, Mart 2006, Mart Ayı 2006 OS, Okuyucu Soruları

Bir okuyucum, tevessül meselesiyle ilgili sorusu zımnında, bu meseleyle ilişkilendirilmiş iki rivayetin durumunu soruyor: “Alimler peygamberlerin varisleridir” ve “Ümmetimin alimleri İsrailoğulları’nın peygamberleri gibidir.” Halk arasında yaygın olan ve kitaplarda da sıkça zikredildiği görülen bu iki hadis hakkında söyleyebileceklerim şunlar: “Alimler peygamberlerin varisleridir” hadisi: Ebû Dâvûd, et-Tirmizî, İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel, İbn Hibbân, ed-Dârimî ve daha başkaları tarafından rivayet edilmiş olan uzun bir rivayetin bir parçasıdır.[1]Ebû Dâvûd, “İlim”, 1; et-Tirmizî, “İlim”, 19; “İbn Mâce, “Mukaddime”, 17; ed-Dârimî, … Devamını Oku