Şevval Orucu Mekruh Mu?

Ebubekir Sifil2011, Ağustos 2011, Gazete YazılarıLeave a Comment

Hadis kaynakları Ebû Eyyûb el-Ensârî, Câbir b. Abdillah ve Sevbân (r.anhum)’dan naklen, Efendimiz (s.a.v)’in, “Kim Ramazan orucunu tutar, sonra da ardından Şevval’den 6 gün tutarsa bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur” buyurduğunu naklediyor.[1]Müslim, “Sıyam”, 204; Ebû Dâvud, “Sıyâm”, 58; et-Tirmizî, “Savm”, 52; İbn Mâce, “Sıyam”, 33; Ahmed b. Hanbel, III, 308, 324, 344, V, 417, … Continue reading Bunlar sahih rivayetlerdir. Bu rivayet et-Taberânî’nin el-Mu’cemu’l-Evsat’ında Ebû Hureyre (r.a)’dan da nakledilmiştir.[2]et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat, VII, 315. Ancak el-Heysemî, bu rivayetin senedinde durumunu bilmediği raviler bulunduğunu söyler.[3]el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, III, 425.

Ulema, bu sahih hadise dayanarak Ramazan orucunun ardından bayram sonrası Şevval’den 6 gün oruç tutmanın müstehap olduğunu söylemiştir. Bu orucun 6 gün hiç ara vermeden tutulmasının mı, yoksa araya fasıla vererek tutulmasının mı daha faziletli olduğu konusunda alimler arasında ihtilaf vaki olmuş. İmam eş-Şâfi’î, bayramın hemen ardından başlayıp ara vermeden tutmanın faziletli olduğunu söyleyenlerdendir.[4]en-Nevevî, el-Mecmû’, VI, 378. İmam Ahmed b. Hanbel ise fasıla vererek tutmakla peşpeşe tutmak arasında bir fark olmadığı görüşünü benimsemiştir.[5]İbn Kudâme, eş-Şerhu’l-Kebîr, III, 103.

İmam Ebû Hanîfe, İmam Mâlik ve İmam Ebû Yusuf ise Şevval orucunun mekruh olduğunu söylemişlerdir. Bunun sebebini ulema, Ramazan orucuna ekleme yapıldığı gibi bir görüntü verilmesine bağlamıştır.

Bu noktayı biraz açalım: 13 Ağustos tarihli yazıda da geçtiği gibi, Hristiyanlar üzerlerine farz kılınan orucu, günlerin kısa olduğu bir tarihe sabitlemiş, buna mukabil olarak da oruca 10 gün ilavede bulunmuştur. Araya zaman içinde farklı gelişmelerin girmesi neticesinde önceleri 30 gün olan orucu 50 güne çıkarmış, sonra da hemen tamamen terk etmişlerdir.

İşte Şevval orucuna Ramazan’ın hemen ardından başlanması ve ara vermeden 6 gün tutulması, mesele hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan insanlar tarafından Ramazan’a ilave yapıldığı şeklinde algılanabilir. Bilindiği gibi Ramazan bayramı 1 gündür. Ramazan’dan sonra 1 gün ara verildikten hemen sonra Şevval orucunun tutulması ve bunun hiç aksatılmadan yapılması gerçekten de böyle bir görüntü oluşmasına yol açabilir. Bu orucu mekruh gören imamların gerekçesi bu şekilde ifade edilmiştir.

İlgi çekicidir; gerek Hanefî, gerekse Malikî alimler, mezhep imamlarından nakledilen bu görüşü mezhepte “fetvaya esas” olarak kabul etmemişlerdir. Her iki mezhepte de “müftâ bih” (fetvada esas alınan) görüş, Şevval orucunun tutmanın müstehap olduğu şeklindedir. Bu durum, ictihad faaliyetinin mezhep imamlarıyla sınırlı olmadığını, mezhep içinde ictihad ve fetvaların tercih ve temyizi işinin fasılasız devam ettiğini gösterir.

İbn Abdilberr, ravileri Medineli olduğu halde bu hadisin İmam Mâlik’e ulaşmamış olabileceği ihtimalini –sanki biraz da yadırgayarak– gündeme getirir ve bu tavrın sebebini, İmam Mâlik’in ravilerden birine tam güvenmemesine, bir de Ramazan orucu dışında Şevval orucunun da farz olduğu kanaatine yol açma ihtimaline bağlar ve şöyle dediğini rakleder: “Cahil kimseler ilim ehlinin bu orucuu devamlı tuttuğunu görünce (farz zanneder ve) Ramazan orucuna ekleme yapar; bunun yapılabileceğini düşünür.”[6]İbn Abdilberr, el-İstizkâr, X, 256 vd.

Ala külli hal, Şevval orucu 4 mezhep uleması tarafından da –yukarıda işaret edilen hassasiyetler dikkate alınarak– müstehap görülmüş ve bu meselede mezhepler arasında ictihad ve görüş birliği oluşmuştur.

Milli Gazete – 27 Ağustos 2011

Sonraki Yazı

Ramazan Kazanımlarımız

Artık mübarek günlere "elveda" demenin hüznünün üzerimize çöktüğü günlerdeyiz. Bugün-yarın derken koca bir ay geldi ... Read more

Önceki Yazı

Oruç Keffareti

"Keffaret", sözlükte "bir şeyi örtmek ve gidermek" anlamına gelir. Allah Teala bazı eksiklik ve kusurlarımızı ... Read more

Kaynakça/Dipnot

1 Müslim, “Sıyam”, 204; Ebû Dâvud, “Sıyâm”, 58; et-Tirmizî, “Savm”, 52; İbn Mâce, “Sıyam”, 33; Ahmed b. Hanbel, III, 308, 324, 344, V, 417, 419; ed-Dârimî, “Savm”, 44.
2 et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat, VII, 315.
3 el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, III, 425.
4 en-Nevevî, el-Mecmû’, VI, 378.
5 İbn Kudâme, eş-Şerhu’l-Kebîr, III, 103.
6 İbn Abdilberr, el-İstizkâr, X, 256 vd.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir