Efendimiz (s.a.v)’in peygamberlik misyonunun sadece Sünnet-i Nebeviyye ile sınırlı bir etki ve fonksiyona sahip olduğunu düşünmek yanıltıcıdır. Tıpkı Sünnet’in Kur’an-ı Kerim’in beyan, tefsir ve hayata açılımı olması gibi, Sahabe-i Güzin de (Allah hepsinden razı olsun) Sünnet için benzer bir işleve sahiptir.
Bu son söylediğim hususun muhtelif açılım ve yansımaları vardır. Efendimiz (s.a.v)’in, Sahabe’nin eğitiminde ve yetişmesinde niçin o kadar hassas davrandığı, bilhassa Ashab-ı Suffe üzerine niçin müstesna bir ilgiyle titrediğini ancak bu noktayı dikkatte tutarak açıklayabiliriz. Pek çok … Devamını Oku
Berlin’e İkinci Kez Veda Ederken
Siz bu satırları okurken ben muhtemelen Türkiye’ye dönmüş olacağım. Üç günlüğüne geldiğim Berlin’de (9-11 Nisan arası) dolu dolu programlar yaptık. Milli Görüş teşkilatının buradaki şube yöneticileriyle, eğitimcilerle, her seviyeden öğrencilerle her güne 3 program sığdıracak şekilde beraber olduk. Biraz sıkışık da olsa her programda, özelde buradaki, genelde Türkiye’deki ve İslam coğrafyasındaki meselelerimizi ele aldık, gelişmeleri değerlendirdik, çözüm yollarını müzakere ettik.
Türkiye’de yaşadığımız hadiselerin, daha genelde İslam dünyasındaki fikrî ve kitlesel oluşumların birebir buralara da yansıması kaçınılmaz bir sonuç. … Devamını Oku
Okuyucu Soruları 21 Muhtelif Meseleler-7
Takiyüddîn en-Nebhânî, bir önceki yazıda da belirttiğim gibi 1909 yılında dünyaya gelmiştir. Meşhur alim Yusuf b. İsmail en-Nebhânî’nin vefat tarihi ise 1932. Dolayısıyla Takiyüddîn en-Nebhânî’nin, Yusuf b. İsmail en-Nebhânî’ye yetişmiş ve kendisinden ders almış olması tarihen mümkün. Aralarında akrabalık (dede-torun) ilişkisi var mıdır, yahut soruda sözü edildiği şekilde bir ders verme-alma hadisesi gerçekleşmiş midir, doğrusu bilmiyorum.
Takiyüdîn en-Nebhânî’nin saygın bir Osmanlı alimi olup olmadığı meselesine gelince, herşeyren önce o, Yusuf b. İsmail en-Nebhânî’den farklı olarak Osmanlı ile aktif … Devamını Oku
Hangi Diyanet
“Konuya girmeden önce İslam anlayışında “kutsal metin” ve “Allah kelamı” hakkında şunları belirtmek isterim: İslam anlayışında tartışmasız tek kutsal, uluhiyettir. Ancak Kur’an’ın Allah kelamı mı, yoksa Allah kelamının yansıması mı olduğu son derece tartışmalı olduğundan Kur’an’ı kutsal kitap olarak nitelendirmek daima sorunludur.” (…)
“Modernizm kendi kural ve değerlerini yerleştirerek her şeyi tersine çevirdi. Müslümanların ek olarak Kur’an’la alakalı değişim ve yenilik fenomeni üzerinde düşünmeleri gerekti. Çünkü Kur’an vahyi hayatın hiçbir alanında güne uymuyordu. Kur’an ne güncel kavramlarla konuşmakta … Devamını Oku
Fetva Kültürü
Bu köşede zaman zaman “fetva” meselesi üzerinde duruyoruz. Fetvanın ne olduğu, fetva sormanın ve vermenin mahiyeti, önemi, hassasiyeti… gibi hususlar fetva kültürünün kaybolmaya yüz tuttuğu günümüzde daha bir önemle kavranmak durumunda. Yaptığı işin fetva sormak ve fetva vermek olduğunu bilerek ya da bilmeyerek fetva soranların da verenlerin de sayısının hayli arttığı bir vakıa.
En temel ve teknik meselelerde bile hayli “rahat” cümleler kuran insanların sayısındaki artış –genellikle takdim edildiği gibi– sadece “okuyan, düşünen, araştıran” insanların sayısındaki artışı mı … Devamını Oku
Muhtelif Meseleler-6
Okuyucu sorusunun 4. maddesi şöyleydi:
“Hocam yeni okuduğum bir makaleye göre Takiyüddin en-Nebhani, Yusuf en-Nebhani’nin torunudur ve kendisinden eğitim almış birisidir. (http://www.hizb.org.uk/hizb/who-is-ht/prominent-members/sheikh-muhammad-taqiuddin-al-nabhani.html) Hocam siz Takiyuddin en-Nebhani’yi nasil değerlendiriyorsunuz? Kendisine saygın bir Osmanlı alimi olarak bakılmasını doğru bulur musunuz?”
Muhammed Takiyyüddîn en-Nebhânî, 1909’da Hayfa’nın (Filistin) İczim kasabasında doğmuş, yüksek tahsilini Ezher’de yapmış bir alimdir. Filistin’in çeşitli yerlerinde öğretmenlik ve kadılık yapmış, İzzeddin el-Kassam’la birlikte İngilizlere ve Yahudilere karşı mücadele vermiştir. İhvan-ı Müslimin’in kurucusu Hasan el-Benna’ya yakınlık duyduğu, bir süre İhvan-ı … Devamını Oku
Bir Mektup Ve Düşündürdükleri
“Muhterem Hocam!
“Bu mektubu size Tekirdağ Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nden yazıyorum.
“22 Ocak 2010 Cuma günü sabah namazından önce benim ve sizin de tanıdığınız birçok arkadaşımın evi basılarak Vatan’daki Emniyet binasına getirildik. Burada hiç tanımadığımız veya hayatımızda bir kez karşılaştığımız birçok insanı İstanbul içinden veya dışından toplayıp getirmişlerdi.
“Güya biz silahlı terör örgütü üyesiymişiz!
“Halbuki bütün kamuoyu gibi siz de bilirsiniz ki, bizim terör ile işimiz olmaz. Bana göre bu olaya sebep olan şey, yayınevimizin neşrettiği kitaplardır. Çünkü hiç … Devamını Oku
Yeni Din Tasavvurunun Fıkhı
İslam’ı, altı bin altı yüz küsür Kur’an ayetinden kendi anladıkları şeyden ibaret sayan “yeni din tasavvuru” savunucularının her birinin kendine mahsus bir fıkhı da var tabii olarak. Kur’an ayetlerinin “eskiye muhalif” yorumlanması dışında belki de hiçbir konuda ittifakı bulunmayan bu “yeni din tasavvuru”nun müdafileri, günümüzde tartışma gündemini teşkil eden hususların hemen her birine ilişkin de farklı “ictihad”larda bulunuyor. Siz bu ictihadların mahiyetini iyi biliyorsunuz…
Geçen hafta içi Malatya’daydım. Konferans öncesi kısa bir süre de olsa Malatya’daki Din görevlilerinin … Devamını Oku
Muhtelif Meseleler-5
Okuyucunun, “İslam-laiklik-demokrasi ilişkisi” temalı 3. sorusunun cevabına devam ediyoruz.
Önemli olan, Müslümanların, ezelî ve ebedî hakikatleri mümkün olduğunca fazla sayıda insana ulaştırma, mümkün olduğunca fazla sayıda insanı, hayatı bir bütün olarak kucaklayan İslam’ın diriltici soluğuyla buluşturma azminde ve cehdinde olmasıdır. Din’in sabitelerinin, Allah ve Resulü’nin çizdiği sınırların herhangi bir biçimde zedelenmemesine, örselenmemesine azami dikkati göstererek, Din’in bütünlüğünün muhafazasını gözeterek bu temel görevi yerine getirmek, meselenin olmazsa olmazını oluşturuyor. Geri kalan kısım ise nihaî noktada şartlar ve imkânlar göz … Devamını Oku
Mardin Fetvası
Hangi aklı başında ve ruhunu satılığa çıkarmamış kişi, yaşadığı memleket işgal ve istila edildiği zaman buna bütün gücüyle karşı koymaz? Vatan müdafaası, insanın tabii ve refleksif olarak yerine getirdiği bir görev değil midir?
Başkalarını bir kenara koyalım; İslam dünyasında kâfir tasallutuna çanak tutulabileceğini, yardım edilebileceğini Nasîruddîn et-Tûsî dışında söyleyen bir Allah kulu olmuş mudur?[1]Bkz. http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=39 jQuery(‘#footnote_plugin_tooltip_3702_12_1’).tooltip({ tip: ‘#footnote_plugin_tooltip_text_3702_12_1’, tipClass: ‘footnote_tooltip’, effect: ‘fade’, predelay: 0, fadeInSpeed: 200, delay: 400, fadeOutSpeed: 200, position: ‘top center’, relative: true, offset: [-7, 0], … Devamını Oku