“Levlâke” Rivayeti ve “Nur-u Muhammedî” Meselesi – 11

Ebubekir Sifil"Levlâke" Rivayeti ve "Nur-u Muhammedî", [dosya], 2013, Gazete Yazıları, Mart 2013Leave a Comment

“… Bu söz (Allah Teala âlemi Hz. Peygamberin hürmetine/O’nun için yarattığını söylemek, E.S), ‘Göklerde ve yerde olanları sizin emrinize musahhar kılmıştır.’ ‘Emriyle denizde yürümesi için size gemileri musahhar kıldı ve nehirleri de sizin hizmetinize verdi.’  ‘Adetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı size musahhar kıldı ve geceyi ve gündüzü sizin emrinize verdi. Ve istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi; öyle ki, Allah’ın nimetini saysanız, bitiremezsiniz’  gibi mahlûkatın Âdemoğulları için yaratıldığını ifade eden ayetlerde anlatılan durum gibi açıklanabilir. Malumdur ki, bunlarda, zikredilen hikmetlerden/sebeplerden başka, büyük, hatta onlardan daha büyük hikmetler de vardır. Bu ayetlerde ise, Âdemoğlunun zikredilen mahlûkattaki menfaati ve ona nimet olarak veriliş veçhi dikkate sunulmuştur.

Herhangi bir şey hakkında ‘şunun için yaptı’ denildiğinde, bu, o işte başka bir hikmet bulunmamasını gerektirmez. Aynı şekilde, ‘Şu olmasaydı, bu yaratılmazdı’ şeklindeki söz de, o konuda başka büyük hikmetler bulunmamasını icap ettirmez. Aksine bu söz şunu söylemeyi gerektirir: Hz. Muhammed (S.A.V.) Âdemoğullarının salihlerinin en efdali olduğuna ve O’nun yaratılışı arzu edilen bir gaye, son derece büyük bir hikmet ve diğerlerinden daha büyük bir maksat olduğuna göre, hilkatin tamamlığı ve kemalin nihayeti de Hz. Muhammed (S.A.V.) ile olacaktır. (…)

O (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: ‘Âdem (yaratılış sürecinde) balçığı içinde (balçık halinde) yeryüzüne atıldığı zaman (balcık halindeyken ve kendisine henüz ruh üflenmemişken) ben Allah Teala katında peygamberlerin sonuncusu olarak yazılmıştım.’  Yani benim peygamberliğim, Âdem (A.S.) yaratıldığında kendisine ruh üflenmeden önce yazıldı ve izhar edildi. Bu, tıpkı Allah Teala’nın, cenin anne karnındayken onun rızkını, ecelini, amelini, bedbaht mı olacağını bahtiyar mı olacağını henüz kendisine ruh üflenmeden yazması gibidir. İnsan mahlûkatın hatemi ve sonuncusu olduğuna ve mahlûkatın özelliklerine bünyesinde toplayan varlık olduğuna göre, insanın üstünü, mutlak anlamda mahlûkatın da üstünüdür. (İnsanın diğer mahlûkatın özü ve en üstünü olması gibi) Hz. Muhammed (S.A.V.) de bu varlığın (insanın) en üstünü, bu değirmen taşının mili ve varlıklar toplamının aksamı olduğuna göre, mahlûkatta gayelerin gayesi mesabesindedir. Bu itibarla, ‘Bütün mevcudat O’nun için/hürmetine yaratılmıştır; O olmasaydı kâinat yaratılmazdı’ dense inkâr olunmaz…”

Bir önceki yazıdan devam eden bu sözlerin kime ait olduğunu sizin tahminlerinize bırakacağım.

Bir sonraki yazıda konuyla ilgili muhtemel itirazlara değinerek bu seriyi de noktalamış olacağız inşallah.

Devam edecek.

31/Lokmân, 20.

14/İbrâhîm, 32.

14/İbrâhîm, 33.

Hadisin buradakine yakın lafızlarla rivayeti için bkz. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 127-8.

Milli Gazete – 7 Mart 2013

Sonraki Yazı

"Levlâke" Rivayeti ve "Nur-u Muhammedî" Meselesi - 12

Serinin bu son yazısında muhtemel bir itiraza kısaca değineyim: Denebilir ki: “Kur’an’da Efendimizin (S.A.V.), kendisine ... Read more

Önceki Yazı

“Levlâke” Rivayeti ve “Nur-u Muhammedî” Meselesi–10

Serinin bu bölümünde, meseleye “inkâr etmek/reddetmek” gibi bir önyargıyla değil, gerçekten “anlamak için” bakıldığında ortaya ... Read more

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir