İmam el-Mergînânî, suyun temiz olup olmadığı hükmünde, nerede kullanılacağının dikkate alınması gerektiğini ihtar edercesine, kireç, çamur gibi yeryüzü eczasından olan şeylerin az miktarının içine karışmasıyla suyun necis sayılmamasını, bunların suya karışmasını engellemenin imkânsızlığına bağlar. Bu noktanın behemehal dikkate alınması gerektiğini gösteren bir diğer husus da İbnu’l-Hümâm tarafından şöyle dile getirilmiştir: “Çamurla karışık sel suyuyla abdest almak, şayet suyun inceliği ve akıcılığı galip ise caizdir. Eğer çamur galip ise caiz değildir.” İçindeki çamur miktarı akıcılığını etkilemiş olmasa bile … Devamını Oku
Gazlı İçecekler, Kefir ve Alkol-2
Çok miktardaki suyun, içine karışan (katılan) necaset tarafından rengi, tadı ve kokusu değişikliğe uğratılmadıkça temiz olduğu hususu, Fıkıh kitaplarımızda genellikle “Kitâbu’t-Tahâre” ünvanı verilen bölümlerde işlenmiş bir mevzudur. Günümüzde, gazlı içecekler vs.’nin içerdiği alkolün, bunların helallığı hükmüne bir halel getirmeyeceğini söyleyenlerin genellikle buradan hareket ettiği görülüyor. Ancak içecek olarak kullanılan su ile abdest ve gusülde kullanılan su arasında bir ayrım yapmak en azından ihtiyata uygun davranış olarak benimsenmelidir diye düşünüyorum. Zira kaynaklarımızda gerek mezkûr bölümde, gerekse “Eşribe” bölümünde … Devamını Oku
Gazlı İçecekler, Kefir ve Alkol-1
Bir yandan gazlı içeceklerde alkol bulunduğunun tesbit edilmesiyle başlayan tartışma, bir yandan da kefirin kullanımının gittikçe yaygınlaşması, içerdiği az miktardaki alkolün başka şeylerle karıştığı içeceklerin haram olup olmadığı hakkındaki soruların çoğalmasına sebep oldu. Konu hakkında kendisine soru sorulan isimlerden bir kısmı mezkûr özellikteki içeceklerin haram olduğunu söylerken, bir kısmı da tam tersini ileri sürüyor. Bu durum, hassasiyet sahibi insanımızın aklını iyice karıştırmış durumda. Konu hakkında bana da birçok soru geldi. Bunların hepsine ortak bir cevap vermeye çalışacağım. … Devamını Oku
Zaman ve Mekâna Müslümanca Bakış
Biz farkında olalım ya da olmayalım, zaman ve mekân kavramları hayatımızın tamamını kuşatır. Bizler bu dünyada insan olarak zaman ve mekândan bağımsız bir şekilde ne yaşayabiliriz ne de düşünebiliriz. Zira zaman ve mekân tarafından öylesine kuşatılmış bulunuyoruz ki, onların çevrelemediği bir alem, onların hükmünün geçerli olmadığı bir boyut düşünemiyoruz. Zaman ve mekân algımız, “yaratılmış” olmanın gereğidir. Zira biz biliyoruz ki, yaratılmış olan her şeyin varlığı zaman ve mekânla kopmaz bir ilişki içindedir. Bütün yaratılmışlar bir zamanda ve … Devamını Oku
Keramet Meselesi-1
Soru “Gayb meselesi ile ilgili yazınızda geçen ve kafama takılan ifadeleri buraya yazıyorum: “Salih kullardan gaybiyyatla ilgili mükâşefelerin suduru, Ebû Hayyân’ın söylediği gibi “nadirattan” mıdır, yoksa er-Râzî, İbn Hacer’in dediği gibi yaygın olarak görülen bir durum mudur? Sahabe tabakasından itibaren bu ümmetin salihlerinden aktarılan ve kuşaktan kuşağa intikal eden kerametler tevatür seviyesindedir.” “Burada benim anladığım kadarıyla (yanlışım varsa düzeltin) halk arasında anlatılan ve bazı kitaplarda da geçen evliya kerametlerinin doğru olduğunu savunmuşsunuz. “Hadis imamlarımızın hadislerin sahihlik derecesini … Devamını Oku
İslam’da “Dinî İbadet” Var Mıdır?
Bu bir “bayram yazısı” olacaktı. Ama şu meseleyi biraz daha ertelersem “etimde şirpençe çıkacak.” Kafamızın içi öylesine kompartımanlara bölünmüş durumda ki, çoğu zaman günlerimizi, Din’in hayatımızın neresinde ne kadar bulunması gerektiğini tartışmakla geçiriyoruz. Kelamın hasılı şu: Sistem, Din’in, ihtiyaç duyduğundan fazlasını istemiyor… Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem hocanın “İslam’da dinî nikâh yoktur” tarzındaki açıklaması “Diyanet’in resmî görüşü” olarak basına yansıdı. Burada bahse konu etmek istediğim husus bu görüşün Diyanet’in “resmî görüşü” olup olmadığı … Devamını Oku
İslamî Yapılanmalar-4
Ulemanın genellikle “taklid” konusu çerçevesinde işlediği bir hususu ele alarak bu seriyi bitirelim: Herhangi bir İslamî yapılanmanın mensubu/bağlısı durumundaki bireylerin o yapılanmanın esasları, metodu ve gidişatı konusundaki sorumlulukları nereye kadardır? Bir yönüyle Dinî, bir yönüyle de Sosyolojik bir meseledir bu. Dinî yönünü şöyle ifade edebiliriz: İnsanımız, kendisi için biricik bilgilenme kaynağı olan ve İslamî kişiliğinin oluşumunda inşa edici bir fonksiyon icra etmiş bulunan bu yapılanmaları süreç içinde “en doğru Müslümanlığın yaşandığı yer” olarak görüyor, öyle kabul ve … Devamını Oku
İslamî Yapılanmalar-3
Selef ile aramızdaki fark üzerinde hiç kafa yordunuz mu, bilmiyorum. Fazilet/üstünlük farkını kasdetmiyorum elbette. Selef’in dünyaya bakışı ve hayatı yaşayış tarzı ile bizimki arasındaki uçurum anlatmak istediğim. Bizler bugünden o dönemi okumaya çalışırken genellikle aynı hatayı işliyor, Selef’in hayatını birbirinden kopuk/bağımsız kareler şeklinde algılıyoruz. Oysa o güzide nesillerin öne çıkan bireylerinin her biri hem cihad meydanında gözü kara bir savaşçı, hem ilim meclisinin vazgeçilmez müdavimi, hem fedakârlık ve diğergâmlık örneği, hem bir zühd ve takva numunesi… idi. … Devamını Oku
İslamî Yapılanmalar-2
Bir önceki yazıyı, maslahat olduğu zannıyla işlenen bir şeyin mefsedet olması halinde bile, niyetin halis olması sebebiyle işleyenin sevaba müstehak olacağını söyleyerek bitirmiştim. İşlenen fiilin mefsedet olduğu açığa çıktığında ise bu sürecin biteceği bedihidir. Burada şöyle bir soru sorabiliriz: Neyin maslahat ve neyin mefsedet olduğunu nereden bileceğiz? Hemen belirtelim ki maslahat ve mefsedetler, açıklık-kapalılık yönünden ikiye ayrılır. İşlenmesi Kur’an ve Sünnet tarafından emir veya teşvik edilen hususların maslahat olduğu açıktır; keza yapılması yasaklanmış olan ve sakındırılan hususların … Devamını Oku
İslamî Yapılanmalar-1
Soru “… Özellikle bu dönemde birçok akım ve fırkalar kendi metot ve düşüncelerine göre dine hizmet etmektedirler. Ta Orta Asya topraklarında hizmete gelen … Hoca grubu, Arabistan’dan gelip dini müesseseler açan Vehhabiler vs… “Hocam şöyle bir durumla karşı karşıyayız. Bir Müslüman Allah rızası için kitap bastırıp bedava dağıtıyor. (…) Biz de çoluk-çocuğumuzun eline geçmesin diye yine Allah rızası için o kitapları imha ediyoruz. Çoğumuz mukallit seviyesinde imana, ilkokul seviyesinde kültüre sahip olduğumuz için bir takım insanların peşine … Devamını Oku
