Adalet eski bakanı sn. Şevket Kazan’ın yazıya geçirmek suretiyle net bir şekilde ortaya koyduğu ve tanıtımını yaparak toplumla paylaştığı “tarihî süreç ve dava” hakkında neler söylemeliyiz? “Bu ülkede başbakanlık yapmış, yaşı 80’in üzerinde bulunan bir insanın” evinde dahi olsa hapis tutulmasının “şık olmadığı” kanaatini hemen her kesimde gözlemek mümkün. Olaya daha makul bakabilenler, sn. Kazan’ın ortaya koyduğu hususlardan hareketle yargılama süreci hakkında soru işaretleri bulunduğunu düşünmekte zorlanmıyor. Ve nihayet bunun siyasî bir dava olduğu kanaatinden hareket edenler, … Devamını Oku
Bazı İtikadî Meseleler-1
Soru Ekseri itikat kitaplarında yazılıdır ki, mütevatir hadisi inkâr ya da icmaya karşı tutum küfürdür. Biz bunu böyle kabul edersek, o zaman niye Şia mezhebi bu nedenden tekfir edilmiyor? Çünkü tüm Şiiler mest üzerine mesh etmeyi inkâr ediyor. Tekfir fetvaları var, ama sadece belli bir Şii kesim için ve başka bir nedenden dolayı. Bu konuda niye fetva yok ve niye bütün Şiiler tekfir edilmiyor? Böyle fetvalar yoksa, dolayısıyla Şiiler bu nedenden tekfir edilmezse, Sünniler niçin böyle bir … Devamını Oku
Hangi İslam?
Modern zamanlarda İslam tarihini yeniden ve farklı bir gözle okuma tavrının yaygınlaştığı bir vakıa. Farklı itikadî mezheplerin varlığının nasıl anlaşılması/yorumlanması gerektiği sorusuna da bu çerçevede “çoğulculuk” ekseninde cevap veriliyor. Gerçekten de Allah, peygamber, kitap, melek ve ahiret inancı gibi temel konular paranteze alınacak olursa, itikadî fırkalar arasındaki ihtilaf alanının hayli geniş ve anlaşmazlıkların derin olduğu görülür. Hatta paranteze aldığımız temel konuların üstüne biraz gidildiğinde, orada da farklı kabullerin su yüzüne çıktığı hemen fark edilir. Meseleye çoğulculuk zaviyesinden … Devamını Oku
Çoğunluğun Problemleri
Türkiye’de nüfusun % 99’unun Müslüman, % 1’inin de gayrimüslim olduğu tesbitinden hareketle ortaya konulan pek çok tez, tahlil, problem… var. Türkiye’nin uluslararası angajmanlarını ve Türkiye merkezli “emperyal hedefler”i bulunduğu bilinen ülkeleri arkasına alarak hareket eden azınlıkların taleplerini konuşurken çoğu zaman atladığımız bir gerçek var: Türkiye’deki çoğunluğun problemleri. Şurası açık ki Türkiye’de azınlıklarla ilgili olarak dile getirilen problemler de, dış politikada ve dış ilişkilerde yaşanan problemler de temelde bu ülkedeki çoğunluğun merkezinde bulunduğu problemlerden asla bağımsız değildir. Bu … Devamını Oku
İslam ve Teknoloji
Genetik operasyonlar meselesi medyanın ve internetin gündeminde gittikçe daha yoğun bir şekilde yer almaya başladı. Hayvan kopyalamadan, tıbbî alandaki gelişmelere, hatta bitkilerin yapısına müdahaleye kadar gen teknolojisinin girmediği alan neredeyse kalmadı. Bu durum hakkında ne düşünmeliyiz? Fıkh’ı, yaşadığımız duruma, daha doğrusu “bize dayatılan”a açıklama getirmek zorunda bulunan sistem olarak görme alışkanlığından kurtulamayanlarımız zaviyesinden bakarsak söylenebilecek olan şey son tahlilde şudur: Bu gelişmelere ayak uyduramayan Fıkıh, dönemini doldurmuş demektir. Oysa İslam’ın her duruma bir açıklaması olmak zorundadır. O … Devamını Oku
İmam El-Gazzâlî ve İhyâ
Modern zamanlarda Ümmet’in yaşadığı arızalardan birisi de ilim ve alim konusundaki hassasiyet kaybıdır. Yaşadığımız durumun bir “arıza” olduğunu fark edemiyorsak, bu alanda oluşan boşluğu –kaçınılmaz olarak– farklı unsurların doldurmuş bulunmasındandır. Tasavvurumuzdaki kırılmanın da, rahmet ve bereketin hayatımızı büyük ölçüde terk etmesinin de izahı burada yatmaktadır. Son zamanlarda dikkatimi çeken bir hususa getirmek istiyorum sözü: Bu köşeyi takip edenler, zaman zaman “iç muhasebe” kabilinden, bazı alimler hakkında bir kısım tesbitlere yer verdiğimi biliyor. İmam el-Gazzâlî ve onun İhyâ’sı … Devamını Oku
Muhammed Acâc El-Hatîb Hoca
Geçtiğimiz Pazar gününden itibaren 4 gün boyunca Muhammed Acâc el-Hatîb hoca Türkiye’deydi. Muhterem dostum Mehmet Emin Akın hoca tarafından Medarik yayınları adına ülkemize davet edilmişti. Pazar ve Pazartesi günleri Ankara’da iki ayrı konferans verdi. Konferanslardan sonra özel sohbetler de yapıldı tabii olarak. Konferansların ikisini de izledim. Konferans sonrası sohbetlerden de sadece birinde bulunabildim. Akın hocaya bir kere de huzurunuzda teşekkür edeyim. Acâc el-Hatîb hoca normalde Çarşamba günü Ankara’dan Suriye’ye uçmak üzere İstanbul’a intikal edecek iken, İstanbul’a bir … Devamını Oku
Dağdaki Çobanın Oyu
Demokrasiyi, kendi hesaplarınca işlediğinde yere göğe sığdıramayan bir kesimin, başkalarının işine yaramaya başladığında “zararlı” saydığının göstergesi, şu tesbitte kendisini açığa vuruyor: “Dağdaki çobanın oyuyla üniversitedeki profesörün oyu eşit olmamalı.” Burada göze çarpan, sadece bir yandan köyünün milletin efendisi olduğunu söylerken, diğer yandan köylüyü/halkı küçümseyen, halkın değerlerine burun kıvıran bir ruh hali değil; aynı zamanda bu tesbitten, derin bir samimiyetsizlik de sızıyor. Bu, inandıklarını söyledikleri demokrasiye, aslında sadece kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece sahip çıkacaklarını ele veren bir … Devamını Oku
Propaganda Çağı
Modern zamanları diğerlerinden ayıran hususiyetlerden birisi de propaganda mekanizmasının farklı bir etkinlikle kullanılır hale gelmesi olsa gerek. Siyasî tercihlerimizden giyim-kuşam tarzımıza kadar hemen bütün önemli kararları reklam ve propaganda merkezlerinin etkisi altında aldığımızı çoğu zaman fark etmiyoruz bile… Sadece bu seviyedeki tercihlerimiz söz konusu olsa bir dereceye kadar makul karşılanabilir belki. Ancak mesele Din tasavvuruna kadar uzanınca işin rengi ciddi biçimde değişiyor. Kısa bir zaman önce Daru’l-Hikme’de söz konusu ettiğimiz bir husus, propagandanın gücünü ve etkisini göstermesi … Devamını Oku
Bir Mektup
Gerek –bu köşe de dahil olmak üzere– yazı yazdığım muhtelif vasatlarda, gerekse yüzyüze iletişim imkânı veren seminer, konferans, sohbet ortamlarında arz ettiğim fikir ve düşünceler hakkında sizlerden azımsanmayacak miktarda mesaj geliyor. Bunlar arasında “tenkit” kabilinden olanlar da bulunuyor elbette. Yazdıklarından, bu köşeyi, Semerkand dergisi başta olmak üzere diğer yayın organlarında yer alan yazılarımı, Daru’l-Hikme’yi ve Rıhle dergisini yakından izlediği net bir şekilde anlaşılan bir okuyucu mektubu, pek çok özelliği sebebiyle “kayda değer” olarak anılmayı ve kayda geçirilmeyi … Devamını Oku