Bir önceki yazıda Ehl-i Beyt imamlarının Ehl-i Sünnet’in diğer imamlarıyla ve kesimleriyle ilişkisinin nasıl cereyan ettiğinin kısaca izini sürmüştük. Elbette meseleyi bir köşe yazısı çerçevesinde bütün boyutlarıyla ortaya koymak mümkün değil.
Konuyla ilgili olarak ağızdan kulağa dolaşan ve zaman içinde “tarihi gerçekler”e dönüşmüş bulunan malumatın, bir kısım hakikatlerin üstünü örtücü bir fonksiyon icra ettiği görmezden gelinmemelidir.
“Bir kısım” Emevi ve Abbasi sultanlarının “bir kısım” Ehl-i Beyt’e reva gördüğü muamelenin adının “zulüm” olduğu açıktır. En az bunun kadar açık bir … Devamını Oku
Mezhepler Üzerine-2
Okuyucu sorusunun, “Kişi tabi olduğu mezhebi neye göre belirler?” kısmının cevabı şudur: Elbette bir imamı taklid etmek durumundaki kişi (mukallid), taklid edilen kişi konumundaki insanların ilmî seviyelerini, ya da usullerini değerlendirecek konumda değildir. Bu itibarla mezhep seçiminde daha başka hususlar belirleyici olmaktadır. Bunların başında, taklid edilecek kişinin ya da mezhebin özellikleri gelmektedir.
Söz gelimi “İmam Ebû Hanîfe nassların yapısına, delalet vecihlerine, gayelerine, lafızların altında yatan manalara daha fazla ehemmiyet atfeder” diye düşünerek bu imamın mezhebini taklidi tercih etmek … Devamını Oku
Alevi Açılımı-1
Alevilik, merkezinde Hz. Ali (r.a) bağlılığının, Ehl-i Beyt muhabbetinin ve bunlardan kaynaklanan insanî ve İslamî değerlerin bulunduğu inanışın adıysa, bütün Müslümanlar Alevidir. Zira söz konusu bağlılık ve muhabbet her müslümanın “eşyanın tabiatı” gereği bilincinde ve vicdanında yaşattığı “İslamî tavır”dır.
Günümüzde, tarihte yaşanmış birtakım siyasî hadiselerin bıraktığı bir tortu olarak, kendisini yine ağırlıklı biçimde siyasî bir tavır biçiminde ortaya koyan gerilimin, Din’in özünden kaynaklanmadığını bilmek ve kabul etmek, yüzyılların biriktirdiği problemlerin çözümü için doğru başlangıç noktasını teşkil edebilir.
Elbette Alevi … Devamını Oku
Lyon Mektubu
Fransa’daki 3. günüm. Yağmur sürekli tepemizde. Güneş arada bir bulduğu boşluktan istifadeyle hemen yüzünü göstermek istiyor. Ama yağmur bulutları bunu fark etmişçesine derhal kapanıyor ve üstümüze boşalıyor…
İki ayrı program yaptık şu ana kadar. Bugün (Pazar) üçüncüsünü yapacağız inşaallah. Kendi aralarında Türkçe konuşma ısrarında olanlar için bile, Fransızca’nın anadil konumunu elde etmek üzere olduğu bu ülkede tek problem “konuştuğunuzun” anlaşılamama ihtimali değil. “Anlattığınızın” anlaşılmaması ihtimali daha fazla ve asıl tehlikeyi de bu oluşturuyor.
Ancak gerek Fransa’da gerek başka yerlerde … Devamını Oku
Mezhepler Üzerine
Soru
Mezhepler (Hanefi, Şafi, Hanbeli, Maliki) hakkında yazabilir misiniz? Kişi tabi olduğu mezhebi neye göre belirler? Mezhepler arsı geçiş var hangi hallerde olabilir? Özetle, mezhepler konusunda detaylı açıklama yapma imkanınız olabilir mi?
Cevap
Günlük hayatın hemen her anında mezhep meselesini ilgilendiren bir durumla karşılaşıyoruz. Bu sebeple mezhep meselesinin bu derece sık gündeme gelmesini yadırgamamak gerekir.
Mezhep, kısaca hayatı vahyin gösterdiği istikamette yaşayabilmek için, bir başka ifadeyle vahyi hakkı verilmiş bir anlama faaliyetinin konusu yapabilmek için gerekli usul ve ilkelerin adıdır.
Bunun kolay … Devamını Oku
Modern Dünyada İman-Amel Münasebeti
Vahyin temel hedefinin barış, özgürlük, adalet, eşitlik, zenginlik, gelişme/kalkınma, refah… gibi “temel ilkeler”in gerçekleştirilmesi olduğunda bütün modernistler görüş birliği içindedir. “Önemli olan bu ilkelerin hayata geçirilmesidir. Bunun yolu/metodu önemli değildir” derler. Bu sebeple İslam’ın toplumsal hayatı düzenlemeye matuf bağlayıcı hükümler/kalıplar getirmediğini, bahsi geçen ilkelere ulaşmak için her tarih ve coğrafyada farklı modeller ortaya konulabileceğini söylerler.
İslam’a, kaynaklarına ve Müslümanların tarihi tecrübelerine “Batılı bir müslüman entelektüel” gözüyle bakan Tarık Ramazan’ın iddia ve eleştirilerinin temelinde de bu bakış açısı mevcut.
Bunun … Devamını Oku
Karaman Hoca Ve Taha Akyol-4
Bir önceki yazıda Karaman hocanın, recmin “hadd” değil, takdiri ve uygulaması yöneticilere bırakılmış “ta’zir” türünden bir ceza olduğunu söylediğini görmüştük. Yazının sonunda bunun problemli bir tesbit olduğunu belirtmiş ve gerekçesi üzerinde bugün duracağımı söylemiştim. Evet, bu, problemli bir yaklaşımdır; zira:
Zina eden bekâr bir kimseye içtihadla değiştirilemeyecek bir ceza (hadd) verilmesini hükme bağlayan vahyin, aynı suçu evli birisi işlediğinde içtihada açık bir alan öngördüğünü söylemek Karaman hocanın kendi mantalitesi açısından mümkün değildir. Çünkü “Bekârlık bir tahrik sebebi olduğu … Devamını Oku
Çeşitli Meseleler-5
Seferde nafile kılmanın hükmü nedir?
Seferde (yolculuk halinde) nafile namaz kılmanın cevazı konusunda mezhepler arasında ittifak vardır. Efendimiz (s.a.v)’in, sefer halindeyken hayvanının üzerinde nafile namaz kıldığı, bir çok sahabîden sahih senedlerle nakledilmiş ve bu rivayetler bütün mezhepler tarafından hükme medar kılınmıştır.[1]Geniş bilgi ve rivayetler için bkz. el-Cassâs, Muhtasaru İhtilâfi’l-Ulemâ, I, 315; İbn Abdilberr, el-İstizkâr, VI, 120 vd.; Vehbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletuh, … Continue reading jQuery(‘#footnote_plugin_tooltip_3761_10_1’).tooltip({ tip: ‘#footnote_plugin_tooltip_text_3761_10_1’, tipClass: ‘footnote_tooltip’, effect: ‘fade’, predelay: 0, fadeInSpeed: 200, delay: 400, fadeOutSpeed: … Devamını Oku
Karaman Hoca Ve Taha Akyol-3
Valide hanımın rahatsızlığı sebebiyle aksayan hususlardan biri de bu seri yazı. Aradan önceki son yazıda, Prof. Dr. Hayreddin Karaman hocanın recm cezası konusundaki görüşlerinin “Eski Karaman-Yeni Karaman” şeklinde “dönemsel” bir ayrıma tabi tutularak okunması gerektiğinin altını çizmiş ve konuyla ilgili “Yeni Karaman” dönemine ait yaklaşıma örnekler vermiştim.
“Eski Karaman” dönemine gelince, aşağıdaki alıntılar bu döneme ait görüşleri yansıtıyor:
“İslâm’ın bir bütün olarak yaşandığı zeminde evli olan kişi, eşinden memnun değilse ayrılabilir. Memnun olmayan erkek ise ayrılma yanında ikinci bir … Devamını Oku
Bir Açıklama
Annemin hastalığı dolayısıyla yazılara ara verdiğim süreçte yaşanan bir gelişme dolayısıyla, aradan sonraki ilk yazıyı bir “açıklama” yazısı olarak tasarlamak zorunda kaldım. (Bu arada telefon ederek, e-posta göndererek anneme şifa dileklerinde bulunan bütün dostlara bir kere de buradan teşekkür ederim.)
Söz konusu gelişme Rıhle dergisinin dağıtımıyla ilgili bir yazım dolayısıyla yaşandı. Yazılara ara vermek zorunda kaldığım sürecin başında yazı işleri müdürümüz muhterem Necdet Kutsal’ı arayarak durumu bildirdim ve yazılara bir süre ara vermek zorunda kaldığımı köşemde okuyucuya uygun … Devamını Oku