Hadisler ve İçtihad – 3

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Eylül 2004, Eylül Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Usul-i Hadis ilmine göre Efendimiz (s.a.v)’in kavil ve fiilinin tearuzu halinde hangisinin tercih edileceği sorusunun cevabına gelince, bu da yanlış bir soru. Zira Kavlî Sünnet ile Fiilî Sünnet tearuz ettiğinde hangisinin tercih edileceği problemiyle Usul-i Hadis ilmi değil, Usul-i Fıkıh ilmi ilgilenir.

Bu soruyu doğru sorulmuş kabul ederek meselenin Usul-i Fıkıh merkezli cevabına gelecek olursak, öncelikle belirtmek gerekir ki, deliller arasındaki tearuz babında söz konusu edilen, sadece fiil ile kavlin tearuzu değildir. Emirle nehyin, isbatla nefyin, fiille … Devamını Oku

Hadisler ve İçtihad (2)

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Eylül 2004, Eylül Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Bir müçtehid, işitmediği bir hadise aykırı içtihadda bulunduğu zaman, hadisten haberdar olmadığı için sorumlu olmaz. “Hakim içtihad edip de isabet ettiği zaman iki, hata ettiği zaman bir sevap alır” mealindeki hadis, bu hususu da kapsamına alır. Dolayısıyla hadise aykırı içtihadda bulunan müçtehid, yanıldığı, hata ettiği halde, içtihadının karşılığı olarak yine sevap alacaktır. Çünkü “içtihad” Din’de övülmüş, terğib edilmiş bir faaliyettir.

“Böyle bir olay fiilen vuku bulmuş mudur? ” sorusuna cevap olarak ilgili kaynaklarda yaygın olarak verilen bir örneği … Devamını Oku

Hadisler ve İçtihad-1

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Eylül 2004, Eylül Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Soru.1: Sahih hadisle, mezhebimizin içtihadı tearuz ederse hangisine göre amel edeceğiz? Ebu Hanife, “Benim içtihadım sahih bir hadisle çelişirse içtihadımı terk ediniz sahih hadisi alınız” demiştir. Bu söz ne demektir? Ebu Hanife bu sözü müçtehit olan talebeleri için mi, yoksa bizim için mi söylemiştir? Yani “hadisi alınız”dan maksat “o hadisten hüküm çıkarınız” demektir her halde. Hadisi alıp ta öyle zahiri manasına göre amel ediniz demez İmam Ebu Hanife. Haddizatında İmam’ın r.a. bu sözü müçtehit talebeleri içindir diyebilir … Devamını Oku

Çarşaf

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Eylül 2004, Eylül Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Soru: Aşağıda Resulullah efendimizin hanımlarının ve Sahabe eşlerinin çarşaf giydiklerine dair bir vesika yoktur deniyor, bu doğrumudur?”
“Kadınların çarşaf giymesi gerekmez. Ne Resulullah efendimizin hanımlarının, ne de Eshab-ı kiramın hanımlarının çarşaf giydiklerine dair bir vesika yoktur. Din kitaplarında da kadına nafaka olarak verilmesi gereken elbiseler bildirilmiş, hiç birisinde çarşaftan bahsedilmemiştir. Çarşaf Türkiye’ye Tanzimat döneminde hacca gidenler tarafından, İranlılardan alınmak suretiyle getirilmiştir. Önceleri pek tutulmayan, hatta bid’at denilen çarşaf, 1870’te yaygınlaşmıştır. Daha sonra II. Abdülhamid han, 4 Ramazan 1309 … Devamını Oku

Nerede Kalmıştık?

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Eylül 2004, Eylül Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Son yazımın sonunda “kısa bir ara…” demiştim. Ancak tasarladığımdan biraz uzun bir ara oldu… Doğrusu bu yılki “Okuyucu Soruları” serisi çerçevesinde gönderdiğiniz soruların tümünü cevaplayamadan ara vermek durumunda kalmak benim için de hoş olmadı. Sorularına cevap bekleyen kardeşlerimden helallık diliyorum. İnşaallah “Okuyucu Soruları” serisi kaldığı yerden devam edecek…
Ara verdiğim süre içinde elbette boş durmadım; çoktandır arzu ettiğim (ve sizin de arzu ettiğinizi bildiğim) şeyi yaptım (müyesser kılana hamdolsun): Millî Gazete yazılarını (2000-2004) bir araya getirdim, tasnif ettim … Devamını Oku

Allah Teala’ya Mekân İsnadı ve Bir Hadis-3

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Ağustos 2004, Ağustos Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Bir önceki yazıda, Mu’âviye b. el-Hakem (r.a)’den Atâ b. Yesâr kanalıyla nakledilen rivayetin “muzdarib” olduğunu, mana ile rivayet edildiğini, dolayısıyla ihticaca (delil olarak kullanılmaya) elverişli olmadığını ortaya koymaya çalışmıştım. Zikrettiğim hususlardan, mü’min olup olmadığını tesbit için kendisine getirilen cariyeye Efendimiz (s.a.v)’in ne sorduğunu, tek başına o rivayeti veya onun varyantlarından sadece birisini esas alarak ortaya çıkarmak mümkün görünmemektedir. Öyleyse yapılması gereken şey, böyle durumlarda Efendimiz (s.a.v)’in, kendisine getirilen kişiye mü’min olup olmadığını tesbit için ne sorduğunu, benzer … Devamını Oku

Allah Teala’ya Mekân İsnadı ve Bir Hadis-2

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Ağustos 2004, Ağustos Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Soruda metninin bir kısmı verilen ve literatüre “Eynellah hadisi” veya “cariye hadisi” olarak geçen rivayete dayanarak bir kısım Selefîler işi şu noktaya kadar vardırmıştır: Bir kimsenin mü’min olup olmadığını öğrenmenin yolu, ona “Allah nerededir?” diye sormaktır. Çünkü Efendimiz (s.a.v), rivayette geçen cariyenin mü’min olup olmadığını tahkik etmek için ona böyle sormuştur. Bu sorunun muhatabı olan kişi eğer “Allah göktedir” derse, mü’min olduğuna hükmedilir. Çünkü cariye Allah Teala‘nın gökte olduğunu söylemiş, Efendimiz (s.a.v) de bu cevap üzerine –kendisinin … Devamını Oku

Allah Teala’ya Mekân İsnadı ve Bir Hadis

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Ağustos 2004, Ağustos Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Soru: “… O halde onu âzad etmeyeyim mi?” dedim. “Bana bir getir hele!” dedi. Ben de câriyeyi ona getirdim. Ona: “Allah nerde?” diye sordu. Cariye: “Semâda!” diye cevap verdi. Bu sefer: “Ben kimim?” diye sordu. O da: “Sen Resûlullah’sın!” diye cevap verdi. Bunun üzerine aleyhissalatu vesselam: “Onu âzad et, çünkü mü’mine’dir” buyurdu.” Müslim, Mesâcid 33, (537); Ebu Dâvud, Salât 171, (930, 931 ); Nesâî, Sehv 20, (3, 14-1 8).
“Yukarısı bir hadisin son kısmıdır, kaynağıyla beraber görüyorsunuz. Ehl-i … Devamını Oku

Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt

Ebubekir Sifil[dosya], 2004, 2004 Yılı, Ağustos 2004, Ağustos Ayı 2004 OS, Ehl-i Beyt, Ehl-i Sünnet, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Soru: 1. Davud-u Zahiri ve İbn-i Hazm Ehli Sünnet midirler, Zahiri mezhebi firak-i dalleden midir?

Eimme-i isna aşeriye denilen zatlar şii midirler, yoksa Ehl-i Sünnet midirler?

Cevap.1: “Ehl-i Sünnet” tabiri, temel olarak “itikadî” meselelerdeki bir tavrı ifade eder. Bu, Sahabe‘nin (Allah hepsinden razı olsun) Efendimiz (s.a.v)’den ahz eylediği ve üzerinde bulunduğu yoldur ki, ilkeleri Akaid kitaplarında detaylarıyla belirtilmiştir.
Elbette bu itikadî tercihin Fıkıh ve diğer sahalara da izdüşümleri olmuştur. İtikadî çizgi olarak Ehl-i Sünnet‘i benimseyenler, Edille-i Şer’iyye arasında “aslî deliller” … Devamını Oku

Başörtüsü

Ebubekir Sifil2004, 2004 Yılı, Ağustos 2004, Ağustos Ayı 2004 OS, Gazete Yazıları, Okuyucu Soruları

Soru: Başörtüsünün imanî ve amelî ağırlığı nedir?
Cevap: Bu soru, başörtüsü meselesinin iki ayrı veçhesini gündeme getirdiği için önemlidir:

Başörtüsünün ilahî bir emir olup olmadığı.
İlahî bir emir olduğu kabul edildiğinde, terkinin hükmü.

İlkinden başlayalım:

Çok iyi bilindiği gibi Müslüman kadının örtüsü ile ilgili olarak Kur’an‘da yer alan 24/en-Nûr, 31 ayeti açık ve kesin bir hüküm bildirir. Bu ayet, başörtüsünün bağlanma biçimini de tasrih etmiş, sadece başın değil, cahiliye döneminde tatbikatı bulunmayan “boynun ve göğsün örtülmesi”ni de hükme bağlamıştır.

Devr-i Saadet‘ten itibaren bütün … Devamını Oku